Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/15614 E. 2020/15380 K. 04.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/15614
KARAR NO : 2020/15380
KARAR TARİHİ : 04.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakıldığı, bu kararın 10.05.2012 tarihinde kesinleşmesi ile zamanaşımının durduğu ve suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 09.10.2014 tarihinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle bu tarih itibariyle zamanaşımının tekrar işlemeye devam ettiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle zamanaşımının “2 yıl 4 ay 29 gün” süre ile durduğu, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa yüklenen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst haddine göre, suç tarihi olan 10.09.2011 tarihi ile inceleme tarihi arasında, zamanaşımının durduğu süre de dikkate alındığında, henüz olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmediği anlaşılmakla, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Mağdurun aşamalardaki istikrarlı beyanlarında suça sürüklenen çocuğun kendisine tahta kasa ile vurduğunu iddia ettiği, mağdur hakkında düzenlenen adli rapor içeriğinde kesi, ödem ve kanama bulgularının bulunduğu, tanık Erhan’ın da aşamalardaki yeminli beyanlarında mağdurun iddiasını doğruladığı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen iddianamede TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanması talep edildiği halde, söz konusu maddenin uygulanmama gerekçesi gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul

edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin suça sürüklenen çocuk lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirip gerektirmediğinin tartışılmaması,
3) Suça sürüklenen çocuğun fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmadığı ve dosyada mevcut adli sicil kaydına göre daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olduğu anlaşılmakla, hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nin 50/3. maddesi gereğince, TCK’nin 50/1. maddesinde düzenlenen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
4) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarih ve 2016/6-986 Esas – 2018/554 sayılı kararında da belirtildiği üzere, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. maddesi gereğince sosyal inceleme raporu aldırılmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi kararda gösterilmeden hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ve müdafiin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 04.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.