YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2747
KARAR NO : 2020/15743
KARAR TARİHİ : 09.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyete dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-d,son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle, savunmasının ve ek savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması, bunun mümkün olmaması durumunda ise SEGBİS sistemi aracılığıyla savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden; savunmasının istinabe yoluyla başka mahkemede aldırılması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (F.C.B. v İtalya, No: 12151/86, 28 Ağustos 1991) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 196/2. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) sayılı kararları ile, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve yine 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre;
3) Sanık …’ın yanında temyiz dışı mağdur sanıklar olan amcası …, amcasının oğlu … ve halasının oğlu … ile iki gün önce babası … ile alacak meselesinden tartışan Hacı lakaplı temyiz dışı mağdur sanık … ve yanındaki diğer mağdur sanıklar …, … ve Ahmet Kaçın arasında Siverek Devlet Hastanesi önünde çıkan çok taraflı
kavga sırasında mağdur sanık …’nın hayati tehlike geçirir nitelikte yaralandığı, sanığın da kavga olayında bulunduğu ve karşı gruba saldıranlar arasında yer aldığı, bu nedenle 5237 sayılı TCK’nin 37/1. maddesi uyarınca iştirak iradesi içerisinde mağdur …’yı hayati tehlike geçirecek nitelikte yaralama suçu nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, hükmün gerekçesinde “Oluş ve Kabul”ün şüpheye yer bırakmayacak biçimde doğru olarak açıklanması bakımından, mağdur …’nın aşamalarda alınan beyanlarında; karşı grubun kendisine ve yanında bulunan arkadaşlarına saldırdığını beyan ettiği, Savcılıktaki beyanında; “kendisini …’ın oğlu …’ın bıçakladığını, kovuşturmadaki beyanında da; kendisini …’ın oğlunun bıçakladığını ifade ettiği, Süleyman’ın oğlunun … olup sanık …’in ise Süleyman’ın yeğeni olduğu, Özgür’ün de aşamalardaki savunmalarında; kafasına aldığı darbe ile yere düştüğünde, yerde bulduğu bıçağı rastgele salladığını ve karşı tarafa değip değmediğini bilmediğini ifade ettiği, bu haliyle mağdur … ve temyiz dışı mağdur sanık Ozan’ın duruşmaya çağrılarak dinlenilmeleri ve sanık … ile mağdur …’nın yüzleştirilerek, mağduru bıçakla yaralayanın kim olduğu ve sanığın doğrudan mağduru bıçaklayan kişi olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekliliğinin gözetilmemesi,
4) Sanığın da basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralandığı ve mağdur ile sanığın olayın başlangıcını farklı şekilde anlattıkları çok taraflı kavga olayında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 – 238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirip gerektirmediğinin tartışmasız bırakılması,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 09.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.