YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10914
KARAR NO : 2020/14870
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Mağdur hakkında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahi uzmanı tarafından düzenlenen 20.05.2014 tarihli mağdurun hayati tehlike geçirdiğine dair adli rapor içeriğinin hükme esas alınacak ölçüde yeterli olmaması ve her türlü tereddütlerin giderilmesi bakımından mağdura ait tüm tedavi evrakları, raporları, varsa film ve grafilerinin en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek yaralanmasının hayati tehlike geçirmesine neden olup olmadığı ve 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerindeki ölçütlere göre niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yetersiz rapor hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
3)Sanığın savunmasında, mağdurun hakaret ettiğini ardından bira şişesi ile saldırdığını beyan etmesi, tanık …’in sanığın savunmasını kısmen doğrulaması ve mahkemece de tarafların karşılıklı olarak kavga ettikleri ve bu sırada hakaret ve tehdit içerikli sözler sarf ettikleri kabul edilerek mağdur hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının da verilmiş olması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
4)Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olan başka ilamının bulunmadığı da gözetildiğinde, sanık hakkında tekerrüre esas alınan Kadirli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.01.2013 tarihli ve 2010/1059 Esas 2013/27 Karar sayılı ilamına konu suçların, TCK’nin 125/1. maddesinde yer alan hakaret ve TCK’nin 106/1. maddesi 1.cümlesinde düzenlenen tehdit suçlarına ilişkin olup, TCK’nin 125/1 . maddesindeki hakaret suçunun suç tarihinde uzlaşmaya tabi olmayan TCK’nin 106/1. maddesi 1. cümlesindeki tehdit suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi olmadığı, TCK’nin 106/1. maddesi 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı ve tehdit suçu ile birlikte işlenen hakaret suçu yönünden de 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşulları ortadan kalktığından uzlaşmanın mümkün hale geldiği anlaşılmakla, TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek söz konusu suçlara ilişkin uzlaştırma işlemi uygulanıp uygulanmadığı mahkemesinden sorularak sonucuna göre TCK’nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 27.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.