YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/14811
KARAR NO : 2020/18320
KARAR TARİHİ : 14.12.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş akdinin sona erdirilmesi üzerine işe iade davası açtıklarını, …. İş Mahkemesi’nin 2012/75 esas sayılı dosyasından yapılan yargılama sonucunda işe iade kararı verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, yeniden işe başvuru yaptıklarını, davalı işverenin davacıya işe başlaması yönünde ihtar gönderdiğini, aynı ihtarnamede işe başlamak için bildirilen hesaba 3.208,23 TL ödenmesini, aksi halde işe başlayamayacağını, işe iade kararı için başvuran tüm işçilere bu şekilde işe başlatmama iradesi gösterildiğini, davalı şirketin işe başlama için ön koşul olan ödeme yapılması talebinin haksız ve yersiz olduğunu, bu hususun işverenin samimiyetsiz olduğunu gösterdiğini, bu şekilde diğer işçilerin de açtığı davaların devam ettiğini, her şeyden önce müvekkillerinin 4 aylık ücretleri düştükten sonra böyle bir borcu kalmadığını, müvekkil işten çıkarıldıktan sonra yapılan zamların hiç dikkate alınmadığını, davalı şirketin art niyetli ve işe başlatma taraftarı olmadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutmuş ve 1.600,00 TL boşta geçen süre ve sosyal hakları için 1.000,00 TL 4 aylık brüt işe başlatmama tazminatı, 10,00 TL bakiye kıdem tazminatının faizleri ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu, davacının amacının işe başlamak değil, işe iade tazminatı alabilmek olduğunu, davacının işe iade başvurusunun kabul edildiğini, ancak bu başvurusunda samimi ise kendisine ödenmiş olan kıdem ve ihbar tazminatının belirtilen tarihe kadar geri ödenmesinin istendiğini, davacının bu tarihe kadar ve bu tarihten sonra da ödeme yapmadığını, davacının bu tavrının iyi niyetli olmadığını gösterdiğini, müvekkilleri firmanın geri ödeme talebinin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; işverenin işe davetinin şarta bağlı olup olmadığı ile davacının işe iade davetine icabet etmemesinin haklı nedene dayalı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 21. maddesinin 5. fıkrasına göre işçi, kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmalıdır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Aynı maddenin 1 fıkrasına göre de işveren, işe iade için başvuran işçiyi 1 ay içinde işe başlatmak zorundadır.
İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. Başka bir anlatımla, işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı İş Kanununun 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmesi gerekir.
İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi olması gerekir, işverenin işe başlatma niyeti olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, davacının feshin geçersiz olduğu iddiasıyla açmış olduğu işe iade davasının kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesi sonucunda, yasal sürede işe başlama isteğini işverene bildirmesi üzerine işverence bir aylık yasal süre içerisinde kendisine işe başlama daveti gönderildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar işverence gönderilen işe başlama davetinde, “…işe başlama kararınız samimi ise size daha önce ödenen 3.229,52 TL tutarındaki kıdem ve ihbar tazminatının, işe başlayacağınız gün olarak belirlenen 18.02.2013 gününden bir gün önceye kadar T.İş Bankası Şişli Şubesi’nin 1462898 nolu … hesabına yatırılması gerektiğini, ihbarnamenize cevaben bilvekale bildiririm” denilmiş ise de burada, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21/4 maddesinde yer alan yasal hak hatırlatıldığından davacının işe başlatılması için, önceden ödenen ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi gerektiği koşulundan söz edilmez. Bu nedenle, davalı işverenin işe davet ihtarında işe başlama, önceden ödenen kıdem ve ihbar tazminatının iadesi şartına bağlanmadığı halde, davacı tarafından işe başlanmaması karşısında davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.12.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.