YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6382
KARAR NO : 2013/14514
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen maaşının tekrar bağlanması gerektiğinin tespitiyle biriken aylıkların faiziyle tahsiline aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının aldığı ölüm aylığını, 5510 sayılı Kanunun 56/2 fıkrası uyarınca iptal eden kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56 maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının, 05/03/1997 kesinleşme tarihli ilam ile eski eşinden boşandığı, yazılı ihbar üzerine yapılan tahkikat sonucu düzenlenen 10/01/2012 tarihli kontrol memur raporunun içeriğinden, davacı ve eski eşinin Kimlik Paylaşım Sisteminde kayıtlı yerleşim yerlerinin kapı numaraları hariç aynı olduğu tespit edilmiş, çevre araştırmasında, Cumhuriyet Mahallesi … ve davacı ve eski eşinin yaşadıkları evin karşısındaki bakkala sorulduğunda, davacı ve boşandığı eşinin aynı evde fiilen birlikte yaşadıklarını beyan ettikleri görülmüş, … Mahallesi muhtarı …, davacı ve eşinin ne zaman boşandığını ve birlikte yaşayıp yaşamadığını bilmediğini ifade etmiş, davacının boşandığı eşi ile yapılan görüşmede; davacı ile 10 yıl önce boşandıklarını, fiilen ayrı yaşadıklarını, evin elektrik ve su aboneliklerinin kendi üzerinde olduğunu, davacının il dışındaki çocuklarının yanında kaldığını beyan ettiği; yargılama aşamasında dinlenen tanıkların davacı ve boşandığı eşinin evlerinin bitişik olduğunu, fiilen ayrı yaşadıklarını ifade ettikleri görülmüştür.Yapılan kolluk araştırmasında beyanına başvurulan ve davacının komşusu olan Ahmet Kara, davacı ve eski eşinin 1997 yılından beri aynı evde birlikte yaşadıklarını bildirmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, denetim sırasında davacı ve eski eşi ile aralarında husumet olduğuna ilişkin iddia bulunmayan tarafsız tanık … beyanı, çevre araştırması sonucu elde edilen veriler ve yargılama sırasında davacının komşusu olan Ahmet Kara’nın beyanına göre düzenlenen kolluk araştırma tutanağının içeriği ile davacının eski eşi ve davacı tanıklarının, boşanan eşlerin bitişik evlerde yaşadıklarına, evin tapu kaydı ile elektrik ve su aboneliklerinin davacının boşandığı eşinin üzerinde bulunduğuna dair beyanları hayatın olağan akışına uygun bulunmadığından, söz konusu beyanların karara esas alınamayacağı hususu da göz önüne alındığında; boşandıktan sonra da davacı ve boşandığı eşinin aynı adreste eylemli olarak birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup, 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04/07/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.