YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7447
KARAR NO : 2020/10409
KARAR TARİHİ : 10.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KATILAN SANIKLAR : …, Dilara…
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, silahla tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığına
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Katılan sanıklar hakkında hakaret suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlerine ve sanık …… hakkında silahla tehdit suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz istemlerinin yapılan incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre hakaret suçlarından verilen hükümlere karşı katılan sanık müdafilerinin ve silahla tehdit suçundan verilen beraat hükmüne karşı katılan sanık … müdafisinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
2)Katılan sanık …… hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik ve katılan sanık … hakkında kasten yaralama suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan sanık müdafilerinin temyiz isteminin yapılan incelemesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Katılan sanık …’un meşru müdafaa sınırlarını aşar şekilde katılan sanık ……’da kemik kırığı oluşacak şekilde kasten yaralama suçu işlediği anlaşıldığı halde sanık hakkında koşulları oluşmayan meşru müdafaa hükümleri uygulanarak katılan sanık … hakkında beraat kararı verilmesi,
b)Katılan sanık …’nın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
c)Katılan sanık …’nın yaralama kastıyla 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f maddesi uyarınca silahtan sayılan bıçakla vurmaya çalıştığı, ancak katılan sanık …’in, Dilara’nın elinden tutarak bıçağı alması sebebiyle vuramadığı şeklinde olayın geliştiğine dair mahkemenin kabulüne göre, olayın bütünlük arzettiği ve eylemin silahla kasten yaralamaya teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerektiği halde, katılan sanık … hakkında TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,10.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.