YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9967
KARAR NO : 2013/7806
KARAR TARİHİ : 27.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın davacıların oğulları ve kardeşi küçük … ‘na çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı baba … ve davacı anne … için 1.000,00’er TL. destekten yoksun kalma tazminatı ile davacı baba ve anne için 25.000,00’er TL., davacı kardeş … için ise 15.000,00 TL. manevi tazminatın davalı sigorta şirketi manevi tazminattan sorumlu olmamak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.9.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini bilirkişi raporuna göre 18.304,53 TL. arttırarak toplam 20.304,53 TL.na yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili ile diğer davalılar vekili, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüyle davacı … için 10.603,20 TL., davacı … için 9.701,33 TL. maddi tazminatın davalı sigortacı yönünden
(poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) dava, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline, davacı anne ve baba için 12.500,00’er TL., davacı … için 7.500,00 TL. olmak üzere toplam 32.500,00 TL. manevi tazminatın davalılar …,… ‘tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı sigorta şirketi vekili ile manevi tazminat yönünden davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı sigorta şirketi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma zararının tazmini ve manevi tazminat istemine yöneliktir.
Borçlar Kanunu’nun 45/2 maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3. maddesi) gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Öte yandan, 4721 sayılı TMK. 327 maddesinde “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, davacılar İlhan ve Yasemin’in desteği olan küçük, kazanın gerçekleştiği tarihte 5 yaşında olup ilgili madde uyarınca ölenin 18 yaşına kadarki yetiştirme ve bakım giderinin hesaplanarak toplam tazminattan düşülmesi gerekirken bu giderlerden kusur indirimi yapılması doğru görülmemiştir.
Ayrıca; mahkemece hükme esas alınan 15.8.2010 tarihli hesap bilirkişi raporu ile 04.1.2012 tarihli ek raporda, ölenin askerlik öncesi ve sonrası dönemler için anne ve babasına gelirinden % 25’er oranında, evlendikten sonraki dönemde ise çocukları olana kadar % 10’ar oranında destek olacağı varsayılmış ise de; bu yön ne destek tazminatı hesabının genel ilkeleriyle ne de hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
O halde, mahkemece, işaret edilen hususlar gözetilerek yeniden hesaplama yapılması için başka bir uzman bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-) Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
BK.’nın 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı BK. md. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dosya kapsamından, davalı tarafa ait aracın davacıların oğulları ve kardeşi küçük … ‘na çarparak ölümüne sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. O halde, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın tutanaklarda belirtildiği üzere meydana geliş şekli, davalıların sorumluluğun niteliği, kusur oranları da gözönünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşecek şekilde davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan düşük manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı sigorta şirketi vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı sigorta şirketi vekilinin diğer temyiz
itirazlarının, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ile davalı sigorta şirketine geri verilmesine 27.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.