Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4766 E. 2020/3682 K. 30.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4766
KARAR NO : 2020/3682
KARAR TARİHİ : 30.09.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.03.2018 tarih ve 2016/1234 E.- 2018/187 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.09.2019 tarih ve 2018/883 E.- 2019/1084 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılar ile birlikte şirket kurmak konusunda anlaştıklarını, bu konuda taraflar arasında elektronik posta, mesajlarla yapılan yazışmalar olduğunu, bu amaçla müvekkilince para verildiği gibi kuruluş yolunda bir takım harcamalar yapıldığını, müvekkilinin ticari itibarı sayesinde temsilcilik alınması girişiminde bulunulduğunu ve kurulan şirkete temsilciliğin de verildiğini, ancak davalılarca müvekkilinin saf dışı edilerek şirket ortaklığından hariç bırakıldığını, anlaşmalarına göre şirketin %33,33 hissesinin müvekkiline ait olması gerekirken bu hisselerin davalıların üzerine tescil edildiğinin anlaşıldığını ileri sürerek öncelikle hisselerin anlaşmaya uygun şekilde müvekkili adına tescil edilmesine, aksi durumda şirketin gerçek piyasa değeri üzerinden hesaplanacak %33,33 hisseye isabet eden tutarın müvekkiline ödenmesine, bu talebin de kabul görmemesi halinde taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu gözetilerek müvekkilinin bu aşamaya kadar harcadığı 352.085,00 TL’nin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davacı ile müvekkilleri arasında karşılıklı irade beyanlarının örtüşmemesi nedeniyle herhangi bir anlaşma yapılmadığını, bu nedenle taleplerinin yerinde olmadığını, kuruluş için de bir harcama yapmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK’nın 335. maddesine göre, anonim şirket, kurucuların esas sözleşmede anonim şirket kurma iradelerini açıklamalarıyla kurulduğu, TTK’nın 355. maddesi uyarınca da ticaret sicile tescil ile tüzel kişilik kazandığı, şirketin kuruluşundan önce sözleşme görüşmelerinin yapıldığı aşamanın da bulunabileceği, doktrinde kuruluştan önceki bu görüşmeler kuruluş öncesi şirket olarak adlandırıldığı, ancak bu ön görüşmelerin ortaklar arasında bağlayıcılığı bulunmadığı gibi bu oluşumun ortaklık olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı, ana sözleşmenin imzalanmasından önce kurucuların ortak bir amaç etrafında bir kısım yükümlülükler
altına girebilmeleri ve bu esnadaki görüşmelere bağlayıcılık kazandırmak için aralarında ön sözleşme yapmalarının da mümkün olduğu, ön sözleşmeye dayalı olarak aynen ifanın talep edilmeyeceğinden tarafların ana sözleşme yapma konusunda irade açıklanmasına zorlanamayacağı gözetildiğinde taraflar arasında ön sözleşmenin olduğu kabulü halinde dahi davacının hisse iptaliyle tescil isteminin reddi gerektiği, kaldı ki ön sözleşmenin de TBK uyarınca asıl sözleşmenin şekil şartına bağlı olması karşısında da geçerli bir ön sözleşmenin varlığından söz edilemeyeceği, adi şirketin oluştuğu iddiası bakımından ise tarafların anonim şirket kurma amacı ile bir kısım görüşmeler yaptıkları anlaşılsa da görüşmelerin neticesinde ortak bir irade uyuşmasının bulunmadığı, davacının kuruluş yolunda harcadığı miktarın tahsili bakımından da istemin yerinde olmadığı zira şirketin kuruluşu amacıyla yapılacak masraflara ilişkin bir ödeme olduğunun kesin olarak somut delillerle ortaya konulamadığı, bir an için davacının yaptığını ileri sürdüğü bu masrafların, kuruluşunun sağlanması amacıyla yapıldığının kabulü halinde dahi davacının bu miktarları talep edemeyeceği, zira yapılan bu harcamaların davacının ortağı olduğu dava dışı şirketçe yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi ile aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 30.09.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.