YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5957
KARAR NO : 2020/6477
KARAR TARİHİ : 21.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı; 130 ada 40 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, komşu parsel 130 ada 39 parselde davalının yapmış olduğu evinin balkonunu kendi parseline taşırdığını, yine sınırı işgal edecek şekilde beton merdiven yaptığını ileri sürerek, meni müdahale ve kal talebinde bulunmuştur.
Davalı, cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece, tarafların kardeş oldukları bir kısmını davaya konu edilen yerin oluşturduğu merdiveni birlikte kullandıkları, buna göre davacının menini ve kal’ini istediği işgale uzun süre boyunca izin vermek ve kullanmak suretiyle rıza gösterdiği, bu şekilde fiili kullanım durumu oluştuktan sonra itirazda bulunmanın dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığı, fen bilirkişilerince sunulan krokili raporda da gösterildiği üzere davalı tarafça işgal edilen yer 2,43 m2 olup davacının bu yeri başlı başına kullanma imkanı bulunmadığı davacının oluşan bu fiili duruma katlanma yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Hukuk sistemimizde mülkiyet hakkı Türk Medeni Kanunu’nun 683 ve Anayasa’nın 35.maddesi gereğince korunmaya değer ayni bir hak olarak tanımlanmış ancak, kamu yararının gerekli kıldığı zorunlu durumlarda, yalnızca kanunla sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Bunun dışında mülkiyet hakkına (TMK mad. 683/2) dokunulmasına izin verilmemiştir. Herkes mülkiyet hakkını bu sınırlar içerisinde dilediğince kullanmakta serbesttir ve hiç kimse bu hakkın kullanılmasına engel olamaz.
Bu sınırlar içerisinde kalan taşınmaz mülkiyetinin haksız elatmalara karşı nasıl korunacağı da TMK’nin 683/2. maddesinde “Malik malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” denilerek hükme bağlanmıştır. Ayrıca Anayasa’nın 35. maddesi de aynı doğrultuda bir düzenleme getirmiştir.
Somut olayda; keşif sonrası fen bilirkişilerince düzenlenmiş raporda; davalının taşınmazında bulunan yapıya yapılan ek saçak ve balkon ile davacının parseline 2,43 metrekare tecavüz edildiğinin tespit edilmiş olması karşısında, Mahkemece mülkiyet hakkına değer verilerek elatmanın önlenmesine ve taşan kısmın kal’ine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.