YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4676
KARAR NO : 2020/2684
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/03/2018 tarih ve 2015/2430 E.- 2018/299 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 20/05/2019 tarih ve 2018/965 E.- 2019/623 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı FM … Gıda Giyim Nak. Tur. Tic. San. Ltd. Şti. arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini, sözleşmede müvekkili …’nin borçlu şirkete kefil olduğunu ve ipotek verdiğini, TBK’nın 584. maddesine göre kefalet için eşin rızasının alınması gerektiğini, ancak alınmadığını, bu nedenle kefaletin ve ipotek sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davalının ipotekli taşınmazı icra kanalı ile sattırdığını, geçersiz sözleşme/ipotek/kefalete mahsuben yapılan satış işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, bağımsız bölümün satışı sebebiyle uğradığı zararın tazmini bakımından şimdilik 1.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili banka arasında ipotek veren ve kefil olarak iki farklı ilişki kurulduğunu, davacının hem ipotek veren hem de kredi sözleşmesinin müşterek ve müteselsil kefil olması sebebiyle borçtan sorumlu olduğunu, ipotek tesisi sonrasında davacının 08/08/2012 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinde 250.000,00 TL limit üzerinden kefil olduğunun belirtildiğini, davacının kefaletine istinaden Adana 13. İcra Müdürlüğü’nün 2015/881 esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, taşınmazın satıldığını, davacı tarafın iddialarının haksız olduğunu ayrıca davacı tarafın sözleşmelerin geçersizliğini ileri sürmesinin hukuka aykırı ve kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kefaletinin, 6098 sayılı TBK’nın m. 583 hükmü uyarınca, yazılı şekil, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmiş olması ve azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olunduğunun el yazısı ile yazılmış olması sebebiyle şeklen geçerli olduğunun tespit edilmesiyle birlikte, TBK’nın m. 584 hükmünde şart kılınan eş izninin bulunmadığından geçersiz olduğu anlaşılmakla birlikte, davacıya ait Mersin ili, Silifke ilçesi, … köyü …A pafta, … parselde kayıtlı, L Blok, …nolu bağımsız bölüm üzerinde 1. derecede ipotek tesisinin öngörüldüğü 08/08/2012 tarih ve 9493 yevmiye numaralı sözleşmenin geçerli olduğu, taşınmaz satışının rehin sözleşmesi uyarınca yapıldığı, bu itibarla davacının geçersiz ipotek sözleşmesine dayanılarak davalı bankanın talebi üzerine taşınmazının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satışı sonucunda uğradığı zararın giderilmesine yönelik maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacının vermiş olduğu ipotek nedeniyle yapılan takip neticesinde ödeme yapmış olmasına ve bu nedenle davanın reddine dair verilen kararda bir usulsüzlük bulunmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.