Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/11696 E. 2012/28359 K. 11.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11696
KARAR NO : 2012/28359
KARAR TARİHİ : 11.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalıların vekili olarak görev yaparken, 21.5.2008 tarihinde haksız olarak vekaletten azledildiğini, vekalet ücretinin ise ödenmediğini, alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının vekalet görevini gereği gibi yerine getirmediğini, davacının haklı olarak azledildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “davacı avukatın, … 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/669 esas sayılı dosyası ile Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/1532 esas sayılı dosyasıyla ilgili olarak hukuki yardım görevini yerine getirdiği ve bu davalar için yapılan azil işleminin haksız olduğu, ancak … hakkında şikayet dilekçesi vermiş olmasına rağmen, verilen takipsizlik kararına itiraz etmediği, yapılan azlin bu açıdan haklı olduğu, bu işlemle ilgili herhangi bir avukatlık ücreti talep edemeyeceği, kural olarak haklı azil halinde avukatlık ücreti talep edilemezse de, davacının azle neden olan hukuki yardım dışındaki davalarla ilgili olarak harcadığı emek ve zaman gereğince 25.000 Dolar ücret ve işlemiş faizini talep 2012/11696-28359
Edilebileceği, davalının asıl alacağın 4.000 Dolar’lık kısmını ve işlemiş faizini kabul etmiş olması nedeniyle davacının talep edebileceği asıl alacak miktarının 21.000 Dolar ve işlemiş faiz miktarının da 417,25 Dolar olduğu” belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, fazlaya ve inkar tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı tarafın tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Avukatın, vekil olarak borçları Borçlar Kanununun 389 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” Şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” Hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Avukat bu durumda ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak Olursa; Dava, vekalet ücreti alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki ücret sözleşmesi gereğince avukat olan davacının davalılara hukuki yardımlarda bulunduğu, vekalet ilişkisinin 21.5.2008 tarihli azille sona erdiği anlaşılmaktadır. Davacı avukat, azlin haksız olduğunu ileri sürerken davalı ise, davacının görevini sadakat ve özenle yerine getirmediğini, azlin haklı olduğunu savunmuştur. O halde taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, azlin haklı olup olmadığı ile ilgili olup, ancak bunun sonucuna göre davalının vekalet ücreti ödemekle yükümlü olup olmadığına karar verilebilecektir.
Davalı tarafın haklı azil nedeni olarak ileri sürdüğü nedenlerden biri, davacı avukatın hukuki yardım görevleri içinde olan, “… hakkındaki şikayet dilekçesinin takibinin yapılmamış olması ve verilen takipsizlik kararına karşı da itiraz yoluna başvurulmaması”dır. Gerçekten de davacı avukatın, ücret sözleşmesi ile davalılara vermeyi taahhüt ettiği hukuki yardımlardan biri olan, “…’ın suç vasfındaki eylemlerine karşılık ceza davaları açılması” hususu ile ilgili olarak, adı geçen kişi hakkında “güveni kötüye kullanma” suç isnadıyla Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına 6.12.2007 tarihinde şikayet dilekçesi verdiği, yapılan soruşturma sonucunda şüpheli hakkında 11.12.2007 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından itiraz yoluna başvurulmadığı, dolayısıyla bu konudaki vekalet görevi ile ilgili olarak gerekli özen ve dikkatin gösterilmediği ve yapılan azil işleminin haklı olduğu anlaşıldığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Az yukarda da değinildiği gibi, Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” Hükmü mevcut olduğundan bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Bu itibarla somut olayda mahkemece, azle neden olan iş dışındaki davalarla ilgili olarak harcanan zaman ve emek nedeniyle sözleşmede öngörülen ücretin bir bölümü üzerinden hüküm kurulmuş olması isabetli değildir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, mahkemenin kabulünün aksine, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir. O halde mahkemece açıklanan 2012/11696-28359
hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : 1. bent gereğince davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 372,00 TL peşin alınan harcın istek halinde davalı …. Ltd. Şti.’ne iadesine, 7,15 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.