YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5733
KARAR NO : 2020/10208
KARAR TARİHİ : 08.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Belirli yerlere gitmekten yasaklanma tedbiri
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanıklar … ve … hakkında katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde;
a) Sanıkların yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen soyut ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “1/1/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı CMK’nin 251/3. maddesinde yer alan basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda “Mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b)Katılan …’ın yaralanması hakkında … Devlet Hastanesi’nin 28.03.2014 tarihli genel adli muayene raporunda ”sağ frontal yan kısımda 1*1 cm … mevcuttur. Sırt arka kısımda sağ skapula üzerinde 3 cm uzunluğunda … mevcuttur. 0,40 promil alkollüdür.” şeklinde, … Devlet Hastanesi’nin 02.04.2014 tarihli beyin cerrahi ve genel cerrahi uzmanları tarafından verilen raporunda ”02.04.2014 tarih ve 378369 protokol numarası ile kayda alınan hastanın yapılan muayenesi sonucunda; darp sonrası kafa travması geçirmiş olup nöroşirurji açısından hayati tehlike geçirmemiştir. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilir. Durum bildirir uzman hekim kat’i kanaat raporudur. 02.04.2014 tarih ve 377852 protokol numarası ile kayda alınan hasta darp nedeniyle genel cerrahi polikliniğine başvurdu. Yapılan muayenesinde batın açısından bir patoloji yoktur. Thorax travması açısından göğüs cerrahi, kafa travması açısından beyin cerrahi tarafından görülmesi uygundur. Durum bildirir uzman hekim kat’i kanaat raporudur.” şeklinde tespitlere yer verildiği, raporların içeriğinin Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla; katılana ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kat’i raporları temin edilip en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğü’ne gönderilerek, özellikle söz konusu yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceğine ilişkin hususu gösterir şekilde, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c)Hakkındaki kısa süreli hapis cezası seçenek tedbire çevrilen sanıklara, 5237 sayılı TCK’nin 50/6. maddesi uyarınca seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının ihtar edilmemesi,
d)Sanıklar hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, belirli yerlere gitmekten yasaklanma seçenek tedbirine çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesi olan 5237 sayılı TCK’nin 50/1-d. bendinin gösterilmemesi suretiyle 5271 Sayılı CMK’nin 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
e)Sanıklar hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasında 5237 sayılı TCK’nin 62. maddesi gereğince takdiri indirim uygulanırken, kanun maddesinin 62/1. yerine 62. olarak gösterilmesi,
f)Tanık …’ün duruşmada dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmesine rağmen, soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanının duruşmada okunmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 211/1-c maddesine muhalefet edilmesi,
g)Gerekçeli karar başlığında …’ın sıfatının katılan sanık yerine müşteki sanık olarak gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanıkların kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
2) Sanık … hakkında katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün yapılan temyiz incelemesinde;
a) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen soyut ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “1/1/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı CMK’nin 251/3. maddesinde yer alan basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda “Mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre;
b) Sanık hakkında katılana karşı 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 53. maddeleri gereğince takibi şikayete bağlı basit kasten yaralama suçundan kamu davası açıldığı, katılanın 30.10.2014 tarihli celsede “Sanıklardan … ve …’dan şikayetçiyim, sanık …’dan şikayetçi değilim,… ve … hakkındaki davaya katılmak istiyorum” demek suretiyle sanık … hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği, sanık … yönünden şikayetçi olduğu anlaşılmış ise de; müsnet suçun sanıklar tarafından iştirak halinde işlendiği ve 5237 sayılı TCK’nin 73/5. maddesinde “İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkında şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.” hükmü karşısında, sanık …’a da 5237 sayılı TCK’nin 73/4, 73/5, 73/6 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayininde zorunluluk bulunması,
c) Hakkındaki kısa süreli hapis cezası seçenek tedbire çevrilen sanığa, 5237 sayılı TCK’nin 50/6. maddesi uyarınca seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının ihtar edilmemesi,
d) Sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, belirli yerlere gitmekten yasaklanma seçenek tedbirine çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesi olan 5237 sayılı TCK’nin 50/1-d. bendinin gösterilmemesi suretiyle 5271 Sayılı CMK’nin 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
e) Sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasında 5237 sayılı TCK’nin 62. maddesi gereğince takdiri indirim uygulanırken, kanun maddesinin 62/1. yerine 62. olarak gösterilmesi,
f) Tanık …’ün duruşmada dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmesine rağmen, soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanının duruşmada okunmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 211/1-c maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.