YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13479
KARAR NO : 2020/10883
KARAR TARİHİ : 16.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Her ne kadar sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 87/3. maddeleri uyarınca hüküm kurulmuş ise de, müşteki …’nın olayın akabinde kollukta alınan, çadırın demir direği ile vurulması suretiyle kolundan yaralandığına ilişkin beyanı ile uyumlu doktor raporu uyarınca, sanığın üzerine atılı suçun 5560 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi TCK’nin 87/3. maddesinde ve TCK’nin 86/1, 86/3-e, 5560 sayılı Kanun ile değişiklik sonrası 87/3. maddelerinde düzenlenen suç olduğu ve TCK’nin 66/3. maddesindeki “Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.” ve yine aynı maddenin 4. fıkrasındaki “Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında; sanığa atılı suç için yasada öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, TCK’nin 66/1-d maddesi uyarınca “15 yıl” asli zamanaşımı süresine, TCK’nin 67/4. maddesi uyarınca ise “22 yıl 6 ay” olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu ve suç tarihinden itibaren karar tarihine kadar bu süre geçmediğinden, tebliğnamedeki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesine dair düşünceye iştirak edilmemiştir.
1) Sanığın aşamalarda suçlamayı inkar etmesi, tanık …’nun kavga olayının müşteki Kemal ile kendisi arasında yaşandığına, sanığın olay ile ilgisinin bulunmadığına dair anlatımı, olayda sadece tanık Selçuk’un yaralanması, tarafların olay öncesinde birbirlerini tanımaması, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında herhangi bir teşhis ya da yüzleştirme işlemi yapılmaması karşısında; yüzleştirme ya da fotoğraflı teşhis işlemi yapılarak ve müştekinin kendisini kimin ne şekilde yaraladığı hususunda açık beyanı alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2) Müştekinin olayın akabinde kollukta alınan, sanığın çadırın demir direği ile kendisine saldırdığına ve kendisini korumak için kolunu kaldırdığında, kolundan yaralandığına ilişkin beyanı ile uyumlu doktor raporu uyarınca, sanığın eylemini TCK’nin 6/1-f-4 maddesi kapsamında silahtan sayılan demir direk ile gerçekleştirdiği sabit olduğu halde, sanık hakkında TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
3) Sanığın müştekiyi silahtan sayılan demir direk ile hayati fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladığı olayda; 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinin 19.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile yapılan değişikliğe kadar müstakil fıkra olduğu da dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi gereğince, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve eylemine uyan 5560 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/3. maddeleri kararın gerekçe bölümünde eyleme uygulanıp elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi gerekirken, denetime olanak vermeyecek şekilde değişiklikten sonraki yasa maddeleri ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
4) Sanığın cezasından, “kimin başlattığı belirlenemeyen tartışma ve kavga esnasında ve tahrik altında gerçekleştirdiği” şeklindeki gerekçe ile 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca (1/4) oranında indirim uygulanması gerekirken, TCK’nin 3. maddesinde belirtilen cezada orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde, (1/2) oranında indirim uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 16.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.