Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5331 E. 2020/3709 K. 30.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5331
KARAR NO : 2020/3709
KARAR TARİHİ : 30.09.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.09.2017 tarih ve 2015/1131 E. – 2017/656 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.10.2019 tarih ve 2018/1074 E. – 2019/1413 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %15 paya sahip ortağı olduğunu, diğer %85 payın ise halen boşanma davası devam eden eşi ve diğer ortak …’a ait olup bu ortağın davalı şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, davalı şirketin 18.08.2015 tarihli Genel Kurulunda alınan 1,2,3 ve 4 numaralı kararlarının iptalinin gerektiğini, işbu davanın TTK 445. maddesi gereğince 3 aylık yasal süre içinde açıldığı, davaya konu Genel Kurul Toplantısının 1 numaralı bendi ile alınan ve davalı şirketin ortağı … tarafından … ve …’a yapılan hisse devirlerinin davacı tarafından onaylanmadığı, bu nedenle Genel Kurul’da alınan bu kararın iptalinin gerektiği yine dava konusu Genel Kurulun 2 numaralı bendi ile şirket sermayesinin 30.000,00 TL’den 900.000,00 TL’ye yükseltilmesine ve şirket ana sözleşmesinin tadiline ilişkin kararın da davacının muhalefetiyle alındığını, bu kararın iptalinin gerektiğini zira İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/259 Esas sayılı dosyasıyla davalı şirket aleyhine bugüne kadar müvekkiline ödenmeyen kar payının ödenmesi için dava açılmış olduğu ve açılan davanın da halen devam etmekte olduğunu, bu dava devam ederken iptal talebine konu kararın alınmasının kötüniyet göstergesi olduğunu, davaya konu Genel Kurulda kabul edilen 3.madde ile alınan kararın da iptalinin gerektiği zira şirket gayrimenkulleri üzerine takdiyat konmasına gerektirecek hiçbir durumun söz konusu olmadığını, yine Genel Kurulda kabul edilen ve muhalefet şerhi konulan diğer bir hususunda şirket müdürü olarak … ve …’ın atanmaları ve imza yetkilerinin kendilerine verilmesine ilişkin madde olduğunu, bu şahısların şirket müdürlüğü yapmalarının fiilen mümkün bulunmadığını ileri sürerek, davalı şirketin 18.08.2015 tarihli Genel Kurulunda alınan 1,2,3 ve 4 numaralı kararların kanuna, şirket esas sözleşmesine ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacı iddialarının hiçbir haklı ve hukuki gerçeği yansıtmadığı, davaya konu Genel Kurulda alınan kararlarının hiçbirinin kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmediğini, ayrıca şirketin karının sermayaye ilavesi suretiyle bir sermaye arttırım kararı alınmasının davacının menfaatlerini zedelemeyeceğini, bu işlem neticesinde davalı şirketin öz varlık değerinin aynı şekilde kaldığı ve davacının hisse oranın azalmadığını, bu nedenle davacı iddialarının yerinde olmadığını, ortada şirket gayrimenkullerine konulmuş bir takyidat bulunmadığını, davalı şirketin bir sermaye şirketi olması nedeniyle ticari faaliyeti kapsamında finansman sağlamak amacıyla elbetteki taşınmazlarını teminat gösterebileceği veya satabileceğini dolayısıyla davacının bu yöndeki iddiasının da yerinde olmadığını savunarak, davacının haksız ve dayanaksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; öngörülen sermaye artışının büyük ölçüde geçmiş yıllara ait karların sermayeye eklenmesi suretiyle gerçekleştiği, sermaye artışı sonucunda davacının davalı şirketteki % 15 olan sermaye payının korunduğu, bu nedenle davacının bir zararının oluşmadığı, davacının kâr payının derhal dağıtılmaksızın sermayeye eklenmiş olması nedeniyle ayrıca zarara uğradığına dair bir delil bulunmadığı ve takyidata ilişkin eski ve yeni madde metinlerinin neredeyse birbirinin aynısı olduğu, bu nedenle bu değişikliğin davacının zararına sebebiyet verecek nitelikte olduğuna dair bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; sermaye artışına ilişkin alınan karar yönünden; davacı ile diğer ortak arasında devam eden boşanma davası, şirketin uzun süredir kâr payı dağıtmamış olması, davacının bugüne kadar kendisine ödenmeyen kar paylarının ödenmesi yönünde açmış olduğu dava, davalı şirketin geçmiş dönem kâr paylarıyla sermaye artışına gitmesini gerektiren objektif ticari bir neden olmaması durumu hep birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu sermaye artırım kararının, davacıyı zarara sokmak amacıyla ve dürüstlük kuralına aykırı olarak alındığı, takyidata ilişkin alınan karar yönünden ise; eski metinde bulunan kiraya verilmesi ibaresinin yeni metne alınmadığı, bu değişiklikte kanun ve esas sözleşmeyle birlikte dürüstlük kuralına aykırı bir durum olmadığı gibi, davacının aleyhine bir durumun da olmadığı, ayrıca davacı yan talepte bulunmuş ise de dava konusu genel kurulda alınmış 3 ve 4 numaralı kararlar bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf talebinin kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararı kaldırlarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, davalı şirketin 18.08.2015 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan sermaye artışına ilişkin 1 numaralı kararın iptaline, davalı şirketin 18.08.2015 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 2 numaralı kararın iptaline ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 30.09.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.