Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5231 E. 2020/3614 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5231
KARAR NO : 2020/3614
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.12.2016 tarih ve 2015/332 E- 2016/402 K. sayılı kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 27.09.2019 tarih ve 2018/1438 E- 2019/924 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinin alanında “PINAR” esas ibareli tanınmış markaların sahibi olduklarını, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer olan 2013/84754 sayılı “BAHÇEPINAR” ibareli marka başvurusuna müvekkilince yapılan itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, başvurunun müvekkillerinin markaları ile benzer olduğunu, o nedenle başvurunun tümüyle reddi gerektiğini, davalının başvurusunun iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu, başvuru markasının seri markalarından birisi olarak algılanacağını, davalı şirketin müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yararlanma amacı taşıdığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, müvekkillerinin ticaret unvanlarının kılavuz kelimesi olması nedeniyle bu ibarenin 556 sayılı KHK’nın 8/5 hükmü uyarınca da koruma altında olduğunu, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2015-M-3412 sayılı kararının iptalini, tescili halinde başvuru markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili; kurum kararının hukuka uygun olduğunu, başvuru konusu ibare ile davacıların itirazlarına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket yetkilisi; müvekkilinin yıllardır Gaziantep’te ticaretle uğraştığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi haksız bir menfaat temin etme çabasının ve amacının olmadığını, müvekkili markasının gerek Gaziantep gerekse Güneydoğu Anadolu bölgesinde kendini ispatladığını ve ülke genelinde tanındığını, müvekkili başvurusu ile davacıların itirazlarına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, müvekkili başvurusunun asli unsurunun “Bahçe” ibaresi, tali unsurunun ise “Pınar” ibaresi olduğunu, asli unsurun davacılar markalarından tamamen bağımsız bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; “BAHÇEPINAR” ibareli dava konusu başvuru ile davacı şirketlere ait “PINAR” ibareli markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas bulunduğu, markaların benzer malları kapsadığı, davacı şirketlere ait “PINAR” markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi anlamında tanınmışlık vasfını haiz olduğu, davacı şirketlerin ticaret unvanları yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesine dayanarak dava konusu marka başvurusuna itiraz etme hakkının bulunduğu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’nın 2015-M-3412 sayılı kararının iptaline, 2013/84754 sayılı “BAHÇEPINAR” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas bakımından kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı kurum vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, şağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı kurumdan alınmasına, 28.09.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.