YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/24122
KARAR NO : 2020/7804
KARAR TARİHİ : 15.09.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili müvekkilinin 12.07.2013 tarihinden iş akdinin feshedildiği 12.11.2013 tarihine kadar kesintisiz aylık 1.700,00 TL net ücretle çalıştığını, ücretine ek olarak yemek ve servis gibi sosyal hakların verildiğini, 2013 Eylül, Ekim ve Kasım ücretlerinin ödenmediğini, çalışma süresinin sabah 07.00, aksam 18:00 olup haftanın her günü çalışma yapıldığını, fazla mesai ücretinin ödenmediğini, Eylül ayından itibaren paydos saatlerinin 20:00’ye uzadığını, fazla mesailerinin, hafta tatillerinin, ulusal bayram genel tatil ücretlerinin ödenmediğini beyanla işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Tarafların hukuki dinlenilme haklarının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Savunma hakkı Anayasa’mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkı”nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
Dosya kapsamına göre; davacı vekilince ıslah dilekçesi sunulduğu, ıslah dilekçesinin davalı vekiline 08.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, 18.01.2016 tarihli celsede davalı vekilinin duruşmanın başka bir tarihe ertelenmesine ilişkin mazeret dilekçesi sunduğu, Mahkemece mazeret hakkında karar verilmeden esas hakkında karar verdiği anlaşılmaktadır. Bu husus hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup davalı tarafa verilen süreninin beklenerek, sunulan beyanlar değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalı vekilinin mazereti hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmeden ve ıslah dilekçesine karşı beyanda bulunmak için öngörülen kanuni süre sona ermeden karar verilmesi suretiyle davalının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması ve usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Taraflar arasında fazla mesai, hafta tatili, ubgt ücreti hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun 4. sayfasında davacı tanık beyanları dikkate alınarak fazla mesai ücreti tablo halinde 18.07.2013-31.08.2013 dönemi için günlük 11 saatten 60 saat, 01.09.2013-11.11.2013 dönemi için günlük 13 saatten 96 saat olarak hesaplanmış olup ara dinlenme sürelerinin dikkate alınıp alınmadığı, haftalık kaç gün çalışma kabul edilmek suretiyle hesaplama yapıldığı, hafta tatili alacağı talebi de olduğu dikkate alınarak bu günlerin fazla mesai hesaplamasında dikkate alınıp alınmadığı anlaşılamamıştır. Bu halde bilirkişi raporu denetime elverişli değildir. Mahkemece yapılacak iş; bilirkişiden anılan hususlara açıklık getirecek, denetime elverişli rapor alındıktan karar verilmesinden ibarettir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15/09/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.