Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2011/42952 E. 2013/29834 K. 19.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/42952
KARAR NO : 2013/29834
KARAR TARİHİ : 19.11.2013

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı, fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı iş yerinde 22/04/1996-17/12/2007 tarihleri arasında çalıştığını, işçilik alacakları ile ilgili İstanbul 6. İş Mahkemesinin 2008/414- 2009/884 sayılı kararı ile hüküm verildiğini, davacının fazla mesai alacağının bu davada talep edilmediğini, davacının çalıştığı süre içinde haftada en az 3 iş günü mesai saati bitiminden sonra iki saat kadar fazla mesai yaptığını, en son 2.500,00 TL net ücret aldığını ileri sürerek fazla mesai ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili; fazla mesai talebinin geriye doğru 5 yıllık kısmının zamanaşımına uğradığını, davacının fazla mesai yaptığında bordrolara bu durumun yansıtılarak ödeme yapıldığını, bordroda fazla mesai tahakkuku bulunmayan dönemler için davacının fazla mesaisinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ç) Temyiz:
Karar süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
D) Gerekçe:
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır ( Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K. ). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir ( Yargıtay 9.HD. 21.03.2012 gün, 2009/48913 E, 2012/9400 K .).
Somut olayda; davacının, fazla çalışma ücreti hüküm altına alınırken dosya içerisinde yer alan işe giriş ve çıkış kayıtları ile tanık beyanları birlikte değerlendirilerek çalışma süresi ortalama bir yöntemle hesaplanmış ise de bu hesaplama yukarıdaki ilkelere uygun değildir.
İş yeri kayıtlarının varlığı halinde tanık beyanlarına itibar edilemez. Davacının işe giriş-çıkış kayıtları ile oynandığı iddiası tamamen soyut olup kanıtlanamamıştır. Bu nedenle işe giriş-çıkış kayıtlarına itibar edilerek varsa fazla mesai alacağının hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.