Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/3842 E. 2020/10375 K. 10.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3842
KARAR NO : 2020/10375
KARAR TARİHİ : 10.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan sanıklar müdafiileri

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamına göre, katılan sanık …’ın yargılama konusu eylemini, tanık sıfatıyla beyanı tespit olunan … ile fikir ve eylem birliği içinde iştirak halinde gerçekleştirdikleri ve fakat … hakkında soruşturma yürütülerek hakkında kamu davası açılmadığı anlaşılmakla, adı geçen hakkında zamanaşımı süresince her zaman kamu davasının açılması mümkün görülmüştür.
Oluş, iddia, dosya kapsamı, katılan sanık …’ın aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları ile katılan sanık …’ın tevilli ikrarı karşısında; …in, yargılama konusu eylemini, dosyada tanık sıfatıyla beyanı tespit olunan … ile fikir ve eylem birliği içinde iştirak halinde işlediği anlaşılmakla, tebliğnamenin (2) numaralı görüşüne iştirak olunmamıştır.
1)Katılan sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Oluş ve dosya kapsamına göre; sanığın, yargılama konusu eylemi dosya tanığı … ile fikir ve eylem birliği içinde iştirak halinde işlediği, katılan sanık ……in kamu görevlisi olup olay anında bu görevini icra etmekte olduğu, eylem sırasında …’nin elinde yüzük bulunduğu ve katılan sanık …’ı bu şekilde darp ettiği olayda, suçta kullanılan yüzüğün saldırı ve savunma amacıyla yapılmış özellikte olup olmadığı (şovalye yüzüğü gibi) belirlenerek bu kapsamda imal edilmiş bir yüzük olup olmadığının tespiti yoluna gidilmesi, suçta

kullanılan yüzüğün doğrundan saldırı ve savunmada kullanma amacıyla imal edilmiş bir yüzük olmadığının tespit edilmesi halinde ise “saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler”den kabul edilerek aracın yapısı ve olayda kullanılış biçimi, suçun icrası sırasında bu vasıtanın ayrı bir bilinçle kullanılıp kullanılmadığı hususları değerlendirilmek suretiyle suçta kullanılan yüzüğün türü, hangi maddeden imal edildiği, kullanılış biçimi, vuruş şiddeti, ayrı bir bilinçle katılana karşı kullanılıp kullanılmadığı gözönünde bulundurularak, TCK’nin 6/1-f maddesi kapsamında kalıp kalmadığının tartışılması, “silah” kapsamında kaldığı yönünde kanaat edinilmesi halinde de katılan sanık ……in, iştirak halinde gerçekleşen eylem nedeniyle en ağır neticeden sorumlu tutulması suretiyle, eylemini birden fazla nitelikli hal (TCK’nin 86/3-d, 86/3-e) ihlali ile gerçekleştirdiği nazara alınarak, 5237 sayılı TCK’nin 6/1. maddesine göre temel ceza belirlenirken, TCK’nin 3. maddesinde düzenlenen “cezada orantılılık” ilkesi dikkate alınarak TCK’nin 61. maddesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
b) Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden katılan sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
2) Katılan sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “1/1/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan,Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Güncel adli sicil kaydına göre, İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/116 Esas ve 8/527 Karar sayılı ilamına konu, 5237 sayılı TCK’nin 151/1. maddesinde yer alan “Mala Zarar Verme” suçuyla mükerrir olan sanık hakkında, bahse konu suçun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, TCK’nin 2. ve 7. maddeleri gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınması gereken hükme ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden katılan sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.