Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/17366 E. 2020/10199 K. 08.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17366
KARAR NO : 2020/10199
KARAR TARİHİ : 08.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen soyut ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “1/1/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı CMK’nin 251/3. maddesinde yer alan basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda “Mahkumiyet kararı verildiği takdirdesonuç ceza dörtte biroranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre;
2)Sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış silahla kasten yaralama ve basit kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı TCK’nin 86/2-3-e,87/1-c,37/1. ve TCK’nin 86/2. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, 5237 sayılı TCK’nin 86/2-3-e, 87/1-c, 37/1 maddesinde düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış silahla kasten yaralama suçunun uzlaştırma kapsamında olmadığı, bu nedenle 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin 3. fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca basit kasten yaralama suçunun da uzlaştırma kapsamında olmadığı, bu itibarla uzlaştırma hükümlerinin uygulanamayacağı ve yapılan uzlaştırma teklifinin de hukuken geçersiz olduğu, kovuşturma aşamasında ise dosya kapsamıyla uyumlu olacak şekilde sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış silahla kasten yaralama suçunun vasıf değişikliği sabit görülerek TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca basit kasten yaralama suçundan cezalandırılması cihetine gidildiği, bu nedenle CMK’nin 253/1-b-1 ve CMK’nin 253/3. maddelerinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı, sanığın mahkumiyetine karar verilen ve temyiz incelemesine konu edilen kasten yaralama (5237 sayılı TCK’nin 86/2) suçlarının uzlaştırmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; sanık ile katılan arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
3)İddianame ile sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2-3-e,87/1-c,37/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edildiği halde, sanığa ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinin uygulanarak yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
4)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.