Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/7018 E. 2020/10369 K. 10.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7018
KARAR NO : 2020/10369
KARAR TARİHİ : 10.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık hakkında “6136 sayılı Kanun’a Muhalefet” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2)Sanık hakkında “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Dosya kapsamı, sanık savunması, katılan ve tanık beyanlarına göre tarafların arkadaş oldukları, olay günü birlikte vakit geçirmek üzere bir araya geldikleri, aralarında herhangi bir husumetin bulunmadığı, … Kriminal Polis Laboratuvarının, 18/11/2009 tarihli raporuna göre atışın yakın mesafeden gerçekleştiği, katılanın alınan el svaplarında barut atığına rastlanmadığı, sanığın olay yerinden kaçması nedeniyle el svaplarının alınamadığı; katılanın hazırlık aşamasında kolluk tarafından tespit edilen 23/10/2009 tarihli ifadesinde … tüfeği kapatırken tüfek ateş aldı yaralandım.” dediği; kovuşturma aşamasında da “…’ ın elinde kesme av tüfeğini gördüm. Ne olduğunu anlamadan tüfek patladı. Yaralandım ve yere düştüm. Tüfeğin kazayla mı yoksa kasten mi ateşlendiğini bilemiyorum. Zira … …ın benimle o güne kadar hiç bir husumeti olmadığı gibi o gün de gayet iyi bir şekilde arkadaş olarak sohbet etmiştik.” şeklinde beyanda bulunduğu; sanığın, hazırlık aşamasında kolluk tarafından tespit olunan 28/10/2009 tarihli savunmasında “İsmail’in silahı elinden aldığını, güzel mi dediğini, bu sırada silahın ateş aldığını…’in kendi kedisini vurduğunu” ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit olunan 28/10/2009 tarihli savunmasında, …in silahı beline koyarken ateş aldığını, yarlandığını” savunduğu ve kovuşturma aşamasındaki savunmasının da bu yönde olduğu, temyiz dışı sanık …’ın kovuşturma aşamasında tespit olunan 27/09/2010 tarihli beyanında “tarafların tüfeği çekiştirmeleri sonucu tüfeğin ateş aldığını” beyan ettiği, temyiz dışı sanık …’in 22/10/2009 tarihli kolluk ifadesinde …’ı gördüm,…’in kendi kendisini yanlışlıkla vurduğunu söyledi.” şeklinde beyanda bulunduğu; katılanın olay anında, olay yerinde sadece …,…ve kendisinin bulunduğunu beyan ettiği anlaşılmakla; tarafların anlatımları arasındaki çelişki giderilerek, gerekirse yaralanmanın niteliği, patlayıcı maddenin giri-çıkış yönü, isabet noktası gibi hususların incelenmesiyle, katılanın kendi kendini vurması halinde mevcut yaralanma bölgesine isabet edip etmeyeceğinin de belirtilmesi suretiyle tanzim olunacak uzman görüşüne de başvurularak, olayın taksirle mi, bilinçli taksirle mi, olası kast altında mı, doğrudan kast altında mı gerçekleştiğinin araştırılması, denetime imkan verecek şekilde tartışılıp irdelenmesi neticesinde varılan vicdani kanının tutanaklara yansıtılması suretiyle sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile hangi delile ne gerekçe ile üstünlük tanındığı izah edilmeden yargılamaya devamla, yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
c) Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarı üzerinden, eylem neticesinde katılanın duyu veya organlarından birinin işlevinde sürekli zayıflamaya neden olduğundan, TCK’nin 87/1-a maddesi gereği (1) kat artırım yapılması ve bu şekilde belirlenen ceza miktarının 5 yılın altında kalması halinde TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca cezanın 5 yıla çıkarılması gerekirken, doğrudan TCK’nin 87/1-d-son maddesi işaret edilerek cezanın 5 yıla çıkarılarak yazılı şekilde uygulama yapılması suretiyle TCK’nin 61. maddesine muhalefet edilmesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 10/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.