Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/24645 E. 2020/9993 K. 30.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/24645
KARAR NO : 2020/9993
KARAR TARİHİ : 30.09.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01/07/2008 tarihinden işten çıkartıldığı 10/06/2012 tarihine kadar kesintisiz olarak davalı şirkette çalıştığını, hizmet sözleşmesinde çalışma saatlerinin 1 saati öğle tatili olmak üzere 09:00- 18:00 saatleri arası 40 saat olarak belirlendiğini, hafta sonları, genel tatil günleri ve bayramlarda da çalışmayacağının öngörüldüğünü, müvekkilinin davalı şirkette çalışmaya başladığı ilk günden itibaren haftanın en az 4 günü 18:00’ da normal mesai bitmesine rağmen saat 23:30’a kadar çalıştığını, ayda 5-6 gün bu çalışmasının 01:00- 02:00’a kadar sürdüğünü, ayda en az iki cumartesi ve bir de pazar günü 10:00- 17:00 saatleri arası çalışmasına ilaveten yarım gün çalışması gereken arefe ve 28 Ekim günlerinde tam gün çalışmak zorunda bırakıldığını beyanla fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette 01/07/2008- 30/03/2012 tarihleri arası çalıştığını, davacının iş akdinin tüm yasal haklarını kapsayan 15.019,01 TL‘nin banka kanalı ile ödenmesi neticesinde feshedildiğini, davacı tarafın imzalamış olduğu ibraname ile müvekkili şirketi ibra ettiğini, davacının taleplerinin dava tarihinde geriye doğru 5 yıl zamanaşımına uğradığını, davacının son brüt ücretinin 2.585,00-TL. olduğunu, işyerinde üst düzey konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanmasının mümkün olmadığını, davacının hangi yıllar için hafta tatili, hangi yıllar için genel tatil ücreti talep ettiğinin belli olmadığını, hafta sonuna gelen arefe günlerinde müvekkili şirkette çalışma olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Ancak 6098 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olmadığı dönemde imzalanan ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. İbranamenin feshi izleyen bir aylık süre içinde düzenlenmesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılmamış oluşu 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenen ibra sözleşmeleri için geçersizlik sonucu doğurmaz.
İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.
İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.
Somut uyuşmazlıkta; dosya içerisinde, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu yürürlüğe girmeden önce 30/03/2012 tarihinde düzenlenerek davacı tarafından imzalanmış davacıya fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödendiğinin yazıldığı ibraname bulunmaktadır. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde davacıyla yapılan iş sözleşmesinin 1. Maddesinde aylık ücret dışında bir ücret talep edilemeyeceğinin, işyerinde şef yardımcısı konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanması mümkün olmadığının yazıldığını, şef yardımcısı olan davacının çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini, davalı işyerinde genel tatillerde ve hafta tatillerinde çalışma olmadığını savunmuştur. Söz konusu belgenin bu alacaklar yönünden davalının savunması ile çeliştiği anlaşılmış olup varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün olmadığından ve işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemeyeceğinden dava konusu alacaklar yönünden 30/03/2012 tarihli ibranameye itibarla karar verilmesi isabetsizdir. Anılan alacaklar yönünden dosya kapsamında sunulan deliller değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:
Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30/09/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.