YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5298
KARAR NO : 2020/3493
KARAR TARİHİ : 08.09.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 16.05.2017 tarih ve 2015/1149 E- 2017/407 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.05.2018 tarih ve 2017/1999 E- 2018/896 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.09.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı bankada 100.000,00 TL limitli kredili mevduat hesabı bulunduğunu, bu kredili mevduat hesabına davacının emekli maaşı ile 6.500,00 TL kira gelirinin yattığını, davacının bu hesaptan 100.000,00 TL kredi kullandığını, Nisan 2014 tarihinden itibaren kira geliri kesildiği için davalı bankanın kredili mevduat hesabının aylık ödemeleri için davacının emekli maaşının tamamını mahsup ettiğini, bu nedenle başkaca bir geliri bulunmayan davacının emekli maaşının tamamının mahsup edilmesi nedeniyle yaşamını devam ettiremez bir duruma geldiğini ileri sürerek davacının emekli maaşının tamamının kredili mevduat hesabının borcuna mahsup edilmesine yönelik banka işleminin sonlandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının davalı banka emeklisi eski personel olduğunu, davacının talebi ile maaş hesabına bağlı 100.000,00 TL kredili avans hesabı tanımlandığını, banka personeline sadece maaş hesabına tanımlı kredili mevduat hesabı tanımlanabildiğini, davacının bunu bildiğini, banka personelinin maaş hesabına kredi tanımlandığı zaman her ay yatan maaşından otomatik olarak kesilmekte olduğunu, davacının bunu bilerek kredili bankomat hesabının limitinin artırılmasını talep ettiğini, bankaların kullandırdığı krediler için teminat almasının bir hak ve Bankalar Kanunu uyarınca bir yükümlülük olduğunu, başkaca bir teminat olmaksızın sadece maaş-emekli maaşına dayalı olarak kullandırılan kredilerin teminatsız bir kredi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kredilerin ödenmemesi halinde bankanın takasa ilişkin hükümleri uygulamasının mümkün olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereği bankanın kredi alacağını tahsil etmek için hesap rehni, takas yapabilmesinin mümkün olduğunu ve davacının buna muvafakat verdiğini, sözleşmedeki bu hükümlerin haksız şart niteliğinde bulunmadığını, bankaca yapılan işlemin taraflar arasındaki sözleşme şartlarına uygun olduğunu, davacının talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankaya verdiği kredili mevduat hesabı limit artırım taleplerinde bu hesaba emekli maaşlarının yattığını bildiği halde kredi tanımlaması talebinde bulunması esasında yatırılan maaşların dava konusu hesabın farklı kullanımlara dayalı borç bakiyesinin emekli maaşı ile karşılanmadığı, söz konusu kredili mevduat hesabı açılırken söz konusu hesaba ait borç kayıtlarının hesaba yatan maaş dahil paralar ile tasfiye olunacağı hususuna ve taraflar arasında akdedilen sözleşmede yer alan takas-mahsup hakkına güvenerek kredilendirme yaptığı bu hususun davacı tarafından imzalanan talep formunda ve sözleşmede yer aldığı, davacının kredili mevduat hesabının aynı zamanda maaş hesabı olduğunu bilerek limit artırım talebinde bulunduğu bu hali ile taraflar arasındaki sözleşme, yasal mevzuat ve yargı kararlarına göre haksız şart olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, kredili mevduat hesabının borç ve alacak verebilen cari hesap olduğu göz önüne alındığında alacak kaydı olan maaş dahil tutarların mahsup edilmemesinin cari hesap mantığı ile uyuşmayacağı bu nedenle davalı banka tarafından davacının banka nezdinde maaşının da yattığı hesapta maaş tutarının alacak kaydı oluşturmak suretiyle mahsup edilmesinin sözleşme ve yasal düzenlemelere uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinafa başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre davacının davalı bankaya hesaptan tahsilat yetkisi vermiş olmasına göre bankanın yaptığı işlemin yerinde olduğu, Yargıtay uygulamalarının bu yönde olduğu zira bankanın davacının mali durumu ve maaş ödemeleri ile kullandığı krediyi ödeyebileceği güvencesi ile kredi verdiği, sözleşmeye bağlılık ve ahte vefa ilkesine göre de banka işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, toplanan deliller, taraflar arasındaki sözleşme içeriği ve bilirkişi raporu ile gerekçeli kararın birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi’ne gönderilmesine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6502 sayılı Yasa’nın 73/2. maddesi gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan davacıdan alınan maktu temyiz harcın isteği halinde iadesine, 08/09/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.