YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2192
KARAR NO : 2012/28928
KARAR TARİHİ : 18.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … geldi, karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 4.2.1997 tarihli harici satış sözleşmesi ile davalıdan iki milyar bedelle taşınmaz satın aldığını, ancak tapusunun devredilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ödemiş olduğu satış bedelinin dava tarihindeki alım gücü karşılığının sebepsiz zenginleşme kurallarına göre tahsilini talep etmiş, 14.11.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle de talep miktarını 100.397,21 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında bulunan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Tapuda kayıtlı taşınmazın mülkiyetinin başkasına devri ya da devir vaadini öngören sözleşmenin geçerli sayılması, Borçlar Kanunu 213, Tapu Kanunu 26, Noterlik Kanunu 60 ve Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmasına bağlıdır. Burada öngörülen şekil, sözleşmenin geçerlik koşulu olup, kamu düzenine ilişkindir ve resen dikkate alınır. Taraflar geçersiz sözleşme nedeniyle verdiklerini haksız iktisap kuralları uyarınca geri isteyebilirler. Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gereğince satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün de ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması gereklidir.
Somut olayda, taraflar arasındaki tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde düzenlenmemiş bulunduğundan, hukuken geçerli değildir. Bu itibarla davacı, sözleşme gereğince davalıya ödediği satış bedelini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteme hakkına sahiptir. Bu durumda mahkemece, davacının ödediği satış bedelinin, dava tarihine kadarki çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar) ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücü karşılığı üzerinden hüküm kurulması gereklidir.
Hükme esas alınan 2.8.2011 tarihli bilirkişi raporunda ise, bu husustaki hesaplamada sadece enflasyon verilerinin esas alındığı, diğer ekonomik değerlerdeki artışların ise dikkate alınmadığı görülmektedir. Oysa ki davacının ödediği bedelin, denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihi itibariyle ulaştığı alım gücü karşılığının belirlenmesi için sadece enflasyon verilerinin değil, az yukarda da belirtildiği gibi tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin de dikkate alınması ve tüm bu ekonomik etkenlerdeki yükselişin ortalamasına göre tespit edilecek miktarın tahsiline karar verilmesi gereklidir. Mahkemece açıklanan bu husus gözardı edilerek sadece enflasyon verileri esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamaya göre yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 1.490.90 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.