YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5396
KARAR NO : 2020/6064
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı …’nın kardeş olduklarını, … Yeni Mah.195 ada 12 parsel sayılı taşınmazın mülkiyeti davacılar ve davalı …’e ait olduğunu, kullanımının taraflar arasında daha önce yapılan sözleşme gereği …’ya bırakıldığını, yine bu yapı ile bitişik dava konusu 195 ada 13 parsel sayılı taşınmazda ise davacılar ve davalıların paylı malik olduğunu, davalı … kendi kullanımında ki 12 parsel sayılı taşınmaz ile 13 parsel sayılı taşınmazı davalı … …AŞ’ye kiraladığını, ancak 13 parsel sayılı taşınmazın duvarını yıkarak 13 parsel sayılı taşınmaza ait olan yerlerin 12 parsel sayılı taşınmaza eklendiğini ve böylelikle 12 parsel sayılı taşınmaz alanı büyüyerek daha yüksek kiraya verildiğini, bu nedenle … Yeni Mah.195 ada 13 parsel sayılı taşınmaza müdahalesinin men’ine, taşınmaza verdikleri zarar nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL. tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesi ve duruşmalarda davayı kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yargılama sonunda davanın kabulüne, … ili, … ilçesi, …, 195 ada 13 parsel sayılı taşınmazda bulunan kagir dükkana yapılan müdahalenin men’ine, 5.700 TL tazminatın 16.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi, zararın tazmini talebine ilişkindir.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.
Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706, Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında TMK’nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Öte yandan, davaya konu edilen taşınmazda tüm paydaşların kullandığı veya kullanabileceği çekişmesiz bölümler bulunmaması durumunda paydaşlar arasında fiili kullanım biçiminin oluştuğu söylenemez.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın tek başına davalı … tarafından … A.Ş.’ye kiralandığı ve diğer davacı paydaşların rızası olmadığından bu kira sözleşmesi davacıları bağlamayacağından men’i müdahale yönünden davalı …’in paydaş olduğu nazara alınarak davacıların payı oranında müdahalenin menine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde taşınmazın tümü yönünden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Diğer yandan dava dilekçesinde davacılar vekili 1000 TL zarar talep etmiş ise de zararın neye ilişkin olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Öncelikle davacı vekiline zararın neye ilişkin olduğu açıklattırılarak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca HMK 26/1.maddesi; “Hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmünü içermektedir. Dava dilekçesinde davacılar vekili 1000 TL zarar talep edilmiş iken 5700 TL tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuştur. Açıklanın nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi