YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20400
KARAR NO : 2020/12947
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinin “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adresi (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adresi) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliği yoluna gidilmesi, bu surette çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adresi bilinen en son adres olarak kabul edilmek ve tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine gereği, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiği şerhi düşülmek suretiyle tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, yokluğunda verilen kararın tebliği için sanığın adresine doğrudan “MERNİS adresi” ibaresi düşülmek suretiyle çıkarılan ve Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan gerekçeli karar tebliği işleminin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın 07.12.2018 tarihli temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede:
Sanığa yüklenen suçun gerektirdiği cezanın kanunda belirtilen türü ve üst sınırına göre; dava, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli zamanaşımı süresine tabi bulunmakla, ilk mahkumiyet kararının verildiği 17.05.2007 tarihi ile temyize konu hükmün verildiği 30.10.2018 tarihi arasındaki süreden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 08.06.2012 tarihi ile denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun tarihi olan 17.09.2012 arasındaki durma süresi de çıkartılınca 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği gözetilmeksizin, sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının CMUK’un 322. ve CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 07.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.