YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1921
KARAR NO : 2013/15958
KARAR TARİHİ : 12.09.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı … Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hakkında verilen boşanma kararı 1992 yılında kesinleşen davalıya, 1990 yılında yaşamını yitiren sigortalı babası üzerinden 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davacı Kurumca 2010 yılında gerçekleştirilen işlemle 01.10.2008 tarihi itibarıyla kesilerek, iptal edilen aylığa bağlı olarak 15.10.2008 – 2010/Mart döneminde yersiz karşılandığı ileri sürülen sağlık hizmet bedelleri yönünden borç tahakkuku işlemi tesis edildiği, sonrasında, anılan borcun tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından yasal süresinde itiraz edilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlarda yer almamakla birlikte ilk kez 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlığını taşıyan 56. maddesinin ikinci (son) fıkrasında düzenlenen davanın yasal dayanağı niteliğindeki norm 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş, fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiş olup, hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 28.04.2011 gün ve 2009/86 Esas – 2011/70 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, dolayısıyla iptal edilmeyen fıkranın yürürlükte olduğu belirgindir.
İnceleme konusu dava yönünden; hak sahibi davalı ile boşandığı eşinin kayıtlı yerleşim yerlerinin aynı oluşu, 28.07.2008 tarihinde Adres Beyan Formu düzenleyerek ilgili Nüfus Müdürlüğü’ne sunan ilgililerin ortak çocuğu D.Ural’ın, anılan formda annesi (hak sahibi davalı), babası (boşanılan eş) ve kendisinin Kurumca saptanan adreste beraber oturduklarını belirtmiş olması, Emniyet Müdürlüğü görevlilerince yapılan araştırma sonunda düzenlenen 28.12.2009 tarihli tutanak içeriği, Münüfpaşa Mahalle Muhtarlığı’nca 29.05.2012 günü hazırlanarak mahkemeye gönderilen tutanaktaki bilgiler ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, hak sahibi ile boşandığı eşinin fiili olarak birlikteliklerinin varlığı belirgindir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.