YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18172
KARAR NO : 2020/11844
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basit Yaralama
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair
Dairemizin sanık … hakkındaki basit yaralamadan 02.03.2020 gün ve… Karar sayılı BOZMA kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 17.04.2020 tarih, KD-2016/165027 sayılı itiraznamesi ile;
“… sanık … eşi olan mağdur …’nu basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde darp etmiş, kovuşturma evresinde mağdur … eşiyle barıştıklarını bu nedenle şikâyetçi olmadığını belirtmiş, yargılama sonucunda, sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-a, 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan kararı yerel Cumhuriyet Savcısı sanık aleyhine temyiz etmiştir. Sanık … hakkında yaralama eylemini eşine karşı gerçekleştirdiğinden TCK’nin 86. maddesinin 3. fıkrasının “a” bendi uyarınca verilen ceza artırılmış ise de silahtan sayılan hortum ile suçu işlediği gerekçesiyle aynı fıkranın “e” bendi gereğince artırım yapılmaması açıkça hukuka aykırıdır. Ancak, TCK’nin 86. maddesinin 3. fıkrasında belirlenen artırım oranı verilen cezanın yarısı olacağından “e” bendi uyarınca artırım yapılmaması sonuca etkili değildir. Yerel Mahkemece bu husus gerekçe yapılarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılıp uzaklaşılmaması mahkemenin takdirinde olan bir husustur. Aynı bentteki artırım nedenlerinden birden fazlasının ihlal edilmesi hali, Yargıtayın istikrarlı içtihatlarına göre temel ceza belirlenirken teşdit nedeni olarak kabul edilmekte ise de bu husus kanundan kaynaklanan bir teşdit nedeni olmayıp içtihatlar ile şekillenen ve sonuçta yerel mahkemenin takdirinde olan bir durumdur. Yerel mahkemece, kanunun amir hükümlerinin yanlış uygulanması veya suçun vasfının yanlış belirlenmesi sonucunda temyiz sınırının altında bir cezaya hükmedilmesi halinde, doğru uygulama yapılması halinde verilen cezanın
temyizi kabil olacağı durumlarda hükmün temyizinin olanaklı olacağında da kuşku bulunmamaktadır. Ancak açık hukuka aykırılık olsa da mahkemenin takdirinde olan hususların yanlış uygulanması kanaatimizce kesin nitelikteki bir hükme temyiz edilebilirlik vasfı kazandırmayacaktır. Bu nedenle Yargıtayca denetim olanağı bulunmayan bir hükmün takdire ilişkin hukuka aykırılıklar taşıdığı gerekçesiyle temyizen incelenmesi olanaksız…” olduğundan bahisle BOZMA kararının kaldırılarak temyiz isteminin REDDİNE karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle Dairemizin BOZMA kararının kaldırılması talebiyle dosyanın, 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı yasanın 99. maddesiyle ile 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler hükmü uyarınca itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler TCK’nin 61. maddesinin birinci fıkrasında;“(1) Hâkim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.” şeklinde düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCK’nin “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki; “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen kasten basit yaralama suçunun cezası 4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. TCK’nin 86/3. maddesinde ise suçun nitelikli hallerinin gerçekleştirilmesi halinde 86/2. maddeye göre belirlenen temel cezanın yarı oranında artırılacağı hükme bağlanmıştır. Nitelikli hallerin birden fazlasının aynı olayda birleşmesi hali kanun koyucu tarafından düzenlenmemiş ise de Dairemizin yerleşik uygulamasına göre bu durumda ayrı ayrı artırım yapmak yerine temel cezanın alt sınırdan ayrılarak belirlenmesi gerekir.
Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, TCK’nin 61. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır.
İki sınır arasında cezayı belirleme konusundaki takdir yetkisi her somut olayın özelliği gözetilerek TCK’nin 61. maddesinde sıralanan ölçütlere göre kullanılır. Takdir yetkisinin bu ölçütlere uygun kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi kanun yolu incelemesinde yapılır.
Öte yandan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 gün ve 43-56, 14.04.2009 gün ve 238-94 ile 29.09.2009 gün ve 173-209 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; mahkemelerce daha ağır bir cezayı gerektirecek ve doğru uygulama yapıldığında temyiz incelemesine konu olabilecek bir eylemde, suç niteliği doğru belirlenmesine karşın, yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde, bu gibi hükümler aleyhe başvuru üzerine, temyiz denetimine konu olabilir.
Uygulama hatası, yargılama araçlarının belirli biçimde hatalı takdir edilmelerinden kaynaklanan hukuki yanılgılardır.
Buna göre; kasten basit yaralama suçundan cezaya hükmedecek olan hakim TCK’nin 86/2. maddesindeki alt ve üst sınırlar arasında temel cezayı belirlerken tüm bu hususları gözetmelidir. Temel ceza hatalı takdir edilip edilmediğinin denetimi de kanun yolu incelemesi ile yapılacaktır.
Somut olayda; sanık …’nun eşini silahtan sayılan hortumla kasten basit yaralama suçundan TCK’nin 86/2, 3-a, 62. maddelerine göre kesin nitelikte olmak üzere 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Bu hükmün, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından “temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden bahisle” aleyhe temyiz edilmesi üzerine işin esasına girilerek Dairemizce bozulmasına karar verilmiştir.
Şöyle ki; mahkemece, sanığın yaralama eylemini silahtan sayılan hortumla eşine karşı gerçekleştirdiği gözetilmemiş ve TCK’nin 86/2. maddesine göre temel adli para cezasının aynı olayda iki nitelikli halin TCK’nin 86/3-a ve 86/3-e maddelerinin birleşmesi nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi yerine yanılgılı uygulama ile alt sınırdan belirlenmesi suretiyle sanık hakkında eksik cezaya hükmedilmiştir. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin kapsamına göre Dairemizce işin esasına girilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkeme, Dairemizin süreklilik kazanan içtihatlarına göre sanığın temel cezasını belirlerken alt sınırdan ayrılmak yerine yanılgılı uygulama ile temel cezayı alt sınırdan belirlemiş ve bu nedenle hüküm kesinlik sınırı içinde kalmıştır. Cumhuriyet savcısının aleyhe temyizi ise hükmü temyizen incelenebilir hale getirmiştir.
Bu nedenlerle, Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen 17.04.2020 tarih, KD-2016/165027 sayılı itirazının REDDİ ile 5271 sayılı CMK’nin 308/2. fıkrası uyarınca sanık hakkındaki 02.03.2020 gün ve… Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 28.09.2020 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Sanık … hakkında resmi nikahlı eşine karşı hortumla vurmak suretiyle dosya içerisinde mevcut doktor raporuna göre BTM ile giderilecek şekilde yaralama suçundan TCK’nin 86/2, 86/3a, b2, 52, 2 maddeleri gereğince 3.000.- TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edildiği anlaşılmış olmakla;
Sabıka kaydı bulunmayan sanık hakkında seçimlik cezalardan para cezası tercih edilerek hüküm kurulmuş olup, 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesi gereğince verilen karar kesin niteliktedir. 5287 sayılı Kanun’un 50 ve 52. maddeleri uygulanmak suretiyle hükmolunan ve başkaca herhangi bir hak kısıtlaması doğurmayan 3.000.- TL’ye kadar (3.000.- TL dahil) adli para cezasına ilişkin kararlar kesindir.
Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre; Hükümde açık hukuka aykırılık bulunması ya da hükmedilmesi gereken bir güvenlik tedbirine hükmedilmemiş olması da kesin nitelikteki bir hükmü temyiz edilebilirlik vasfı kazandırmaz. Yargıtayca denetim imkanı bulunmayan bir hükmün hukuka aykırılıklar taşıdığı gerekçesiyle temyizen incelenmesi yapılamaz.
Kaldı ki çoğunluğun kesin olan hükmü inceleme ve bozma gerekçesinin TCK’nin 61. maddesinde hakimin takdir yetkisine bırakılmış olan temel cezanın belirlenmesine ilişkin olduğu, alt sınırdan uzaklaşılmış olsa idi temyiz incelemesi kapsamında kalacağı görüşü 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesine ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına aykırıdır.
Somut olay nedeniyle sanık … hakkında neticeten 3.000.- TL olarak kurulan ve suç niteliğinin belirlenmesine ilişkin veya kesinlik sınırını aşacak nitelikte bir müeyyide içermesi gerektiği yönünde aleyhe temyiz bulunmayan ve karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 3.000.- TL’yi geçmeyen adli para cezasına ilişkin hükmün temyiz kabiliyetinin bulunmadığından temyiz isteminin CMUK’un 317. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile bozma kararının kaldırılarak red kararı verilmesi yerine itirazın reddi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Muhalif Üye …