YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10668
KARAR NO : 2020/12740
KARAR TARİHİ : 06.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Mağdurun yaralanmasına ilişkin, Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 27.01.2016 tarihli raporda, ”deplase nazal fraktür” olduğunun belirtildiği, ancak kemik kırığının hayati fonsiyonlarına etkisinin kaçıncı derece olduğunun belirtilmediğinin anlaşılması karşısında, mağdurun tüm doktor raporları, tedavi evrakları ve varsa grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddesindeki ölçütlere göre yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kati raporu alındıktan sonra sanığın hukuki durumun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Adli Tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ile ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmesine göre, mağdurun adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin kaçıncı derece olduğunun belirtilmemesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre cezada orantılılık ilkesine aykırı olarak en üst hadden olacak şekilde (1/2) oranında artırım yapılması suretiyle, sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
3) Sanığın, soruşturma aşamasında alınan ifadesinde; mağdurun kendisine hakaret etmesi üzerine olayın başladığını savunması karşısında, bu hususun mağdur ve tanıklara da sorularak, mahkemece ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmeye çalışılması, bu hususun tespit edilememesi halinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 – 238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, sanık lehine TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun karar yerinde tartışılmaması,
4) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınan Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/03/2002 tarih, 1999/780 Esas ve 2002/152 Karar sayılı ilamının 12/08/2004 tarihinde infaz edildiği ve infaz tarihinden itibaren TCK’nin 58/2-b maddesinde yer alan 3 yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle söz konusu ilamın tekerrüre esas alınamayacağının fakat Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarih, 2013/8-151 Esas ve 2013/304 Karar sayılı kararı uyarınca sanığın adli sicil kaydında yer alan tekerrüre esas olan geçmiş hükümlülüklerden en ağırı olan Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/02/2007 tarih, 2004/511 Esas ve 2007/129 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
5) 6352 sayılı Kanun’un 100. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 324/4. maddesi gereğince, terkin tutarı altında kalan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılması yerine sanıktan tahsiline karar verilmesi,
6) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesi uygulanmamış ise de, hak yoksunluğu kasıtlı suçtan verilen hapis cezasının kanuni sonucu olup, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı da dikkate alınarak uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 06/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.