YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8794
KARAR NO : 2012/17310
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca tazmini için açılan ilk davada, saklı tutulan bölümün tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca tazmini için açılan ilk davada, saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu taşınmaz, … uyruklu… isimli şahıs adına tapuda kayıtlı iken, adı geçen şahsın ölümü üzerine, mirasçılarından … bir kısım mirasçıları gizleyerek aldığı veraset ilamı ile taşınmazın tapuda intikalini sağladıktan sonra, tedavüller görmüş, aynı zamanda,…’nin Türk uyruklu mirasçılarından …’ın da oğlu olan davacı, dava konusu taşınmazda 18.06.1997 tarihinde… isimli şahıstan 1/2 hisse satın almış, bu işlemden sonra, Hazine tarafından … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıp 2003/132 esas sayılı dosya üzerinden görülerek kesinleşen davada, taşınmazın, davacı adına olan tapu kaydının iptali ile…’nin asıl hak sahibi olan mirasçıları adına tapuya tesciline, … uyruklu kişilerin payı ile ilgili olarak da 1062 sayılı Kanun gereğince kullanım hakkının Hazineye ait olduğunun tapuya şerh edilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı …, tapu sicil kayıtlarına güvenerek satın aldığı taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi üzerine uğradığı zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca Hazine tarafından tazmini için … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/164 esas sayılı dosyası üzerinden, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 100.000,00-TL tazminat istemli dava açmış, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacıya ait tapu kaydının iptaline ilişkin kararın kesinleşme tarihi olan 18.04.2005 tarihi itibariyle, davacının uğradığı zararın 147.000,00-TL olduğu benimsenip taleple bağlı kalınarak 100.000,00-TL tazminatın Hazineden tahsiline karar
verilmiş, bu karar, Yargıtay …. Hukuk Dairesinin 07.06.2010 gün ve 2009/8453-2010/6853 sayılı ilamı ile; hüküm altına alınan tazminat miktarından Borçlar Kanununun 44. maddesi uyarınca % 50 oranında bir indirim yapılması gerektiğinden bahsedilip, mahkemece hüküm altına alınan alacak miktarı 50.000,00-TL’ye indirilmek siretiyle düzeltilerek onanmış ve açılan ilk dava karar düzeltme yolundan da geçerek bu şekilde kesinleşmiştir.
4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesinde “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder” hükmü yer almakta olup, tapu sicilinin tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin malvarlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin malvarlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktar olmalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152-2003/125 sayılı kararı, 29.09.2010 gün ve 2010/14-386-2010/427 sayılı kararı, 15.12.2010 gün ve 2010/13-618-2010/668 sayılı kararı)
Tapu sicilinin tutulması görevini üstlenen devlet, bu sicile tanınan güvenden ötürü, hak durumuna aykırı kayıtlardan doğan tehlikeyi de üstlenmektedir. Tapu sicil müdürü ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında, kişilerin çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması devletin sorumluluğu için yeterlidir. Kusurun varlığı ya da yokluğu devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece devletin memuruna rücuu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır.
Bu nedenle TMK.nun 1007. maddesinde düzenlenen sorumluluk objektif (kusursuz) sorumluluk türlerinden birisi olup, Borçlar Kanununun 41 ve devam eden maddelerinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu ile ilgisi yoktur.
Açıklanan nedenlerle; davacı tarafından fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak açılan ilk davada, mahkemece, davacının tapu kaydının iptali nedeniyle oluşan toplam zararının makul bir miktarda belirlendiği gözetilip, kamu yarar ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin de kurulmasını temin etmek ve gerçek zararın tazminini sağlamak amacıyla, bakiye alacak için açılan iş bu davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U….nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.