YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3253
KARAR NO : 2020/4699
KARAR TARİHİ : 03.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 05.11.2018 tarih ve 2017/302-2018/235 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı hakkında 19.03.2009 düzenleme, 21.03.2009 vade tarihli ve 15.000.- TL bedelli bonoya istinaden kambiyo takibi başlatıldığını, takibe konu bononun davacıya zor kullanılmak suretiyle iradesi sakatlanacak şekilde, baskı ve tehdit altında imzalatıldığını ileri sürerek, takip dayanağı bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının dava dışı … ve…’la iş ortağı olduklarını, Salihli Organize Sanayi Bölgesinde benzinlik açmak üzere, Manisa Bayındırlık İl Müdürlüğü’nde görevli bir personel olan davacı ile yapılacak işlemlerde kendilerine yardımcı olması için anlaştıklarını, iş takibi için davacıya 15.000.-TL verildiğini, ancak davacının bu işi yapmaması üzerine kendisinden takibe konu senedin rızası ile alındığını, davacıya karşı zor kullanılmadığını, baskı ve tehditte bulunulmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, söz konusu senedin baskı ve tehditle alındığından bahisle davacı/müşteki tarafından yapılan şikayet üzerine yağma suçundan sanıklar hakkında Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/66 esas sayılı dosyası ile açılan davada verilen 2011/9 karar sayılı, 16.02.2011 tarihli karar ile, sanıklar …, …, … hakkında, sanıkların suçu işlediklerine yönelik kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden beraatlerine karar verildiği, kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 11.05.2015 tarihli onama ilamı ile kesinleştiği, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2016/9627 esas, 2017/6593 karar sayılı ve 04.10.2017 tarihli ilamı ile ” Dava konusu icra takip dosyasında, takip konusu alacağın davalı … tarafından dava dışı …’e 07.07.2010 tarihli temlikname ile temlik edildiği, anılan temliğin icra dosyasında bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. HMK.’nun 125/1. maddesi “davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı
davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.” hükmünü içermektedir. Anılan bu hüküm karşısında, mahkemece davacı vekiline maddede öngörülen seçimlik haklarından hangisini kullandığı sorulup sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi hükmün verilmesinden sonra müddeabihi temlik alanın maddi hatanın düzeltilmesi adı altında yapılan bir işlemle davalı sıfatı ile hükme eklenmesi de doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacıya seçimlik haklarının hatırlatıldığı, beyanda bulunmak üzere süre verildiği, davacının dava konusu alacağı devralan …’e karşı davaya devam edeceğini bildirdiği, 05.11.2018 tarihli duruşmada davacı tarafın talebi doğrultusunda alacağı devralan …’in davalı olarak davaya kabul edilmesine karar verildiği, davaya konu senedin baskı ve tehditle alındığından bahisle davacı/müşteki tarafından yapılan şikayet üzerine yağma suçundan sanıklar hakkında Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/66 esas sayılı dosyası ile açılan davada verilen 2011/9 karar sayılı, 16.02.2011 tarihli karar ile, sanıklar …, …, … hakkında, sanıkların suçu işlediklerine yönelik kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden beraatlerine karar verildiği, kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 11.05.2015 tarihli onama ilamı ile kesinleştiği, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.