Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2548 E. 2020/4697 K. 03.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2548
KARAR NO : 2020/4697
KARAR TARİHİ : 03.11.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.10.2017 tarih ve 2016/1197 E. – 2017/786 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.10.2018 tarih ve 2018/304 E. – 2018/1073 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı Çetinkaya Elektrik …. A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin davalıların murisi … tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali, takibin devamı ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar …, Gülgün Kalpakçı, … vekili, murislerinin ölümünden evvel, Çetinkaya Elektrik … A.Ş. lehine davacı bankadan kullanılan birkaç kredi için kefil olduğunu, ancak murisin kefili olduğu kredi borcunun vefatından sonraki bir yıl içinde asıl borçlu şirket tarafından ödenerek kapatıldığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, murislerinin ölümünden evvel Çetinkaya Elektrik … A.Ş. lehine davacı bankadan kullanılan birkaç kredi için kefil olduğunu, ancak murisin kefili olduğu kredi borcunun vefatından sonraki bir yıl içinde asıl borçlu şirket tarafından ödenerek kapatıldığını, murisin ölümünden sonra, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden sorumlu tutulamayacaklarını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davaya konu icra takibindeki kredi alacaklarının tamamının davalıların murisi olan kefil …’nın vefat tarihi olan 12.05.2010 tarihinden sonra verilen ve kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, muris …’nın vefatı nedeniyle kredi sözleşmesindeki kefilliğinin sona erdiği, murisin ölümünden sonra kullandırılan kredilere ilişkin olarak …’nın ve dolayısıyla yasal mirasçısı davalıların davacı bankaya karşı bir borç ve sorumluluğunun kalmadığı, dava dilekçesinde davacı tarafca açıkça, davalıların tamamının kefil muris …’nın yasal mirasçısı sıfatından dolayı itirazlarının iptalinin talep ve dava edildiği gerekçesiyle davanın reddine, davacı bankanın kötüniyetli olarak takip yaptığı ve iş bu davayı açtığı ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya içerisindeki bilgi, belge ve bilirkişi raporlarından davacı bankanın takibe koyduğu kredilerin veriliş tarihinin davalıların murisi …’nın ölüm tarihinden sonra olduğu, bu suretle ölüm ile sona eren kefalet akdinden sonra kullandırılan kredilerden dolayı mirasçıların sorumluluğunun bulunmadığı, davacı bankanın dava dilekçesinde davalıların murisi …’nın mirasçıları olmaları sebebiyle itirazın iptali davası açtığı, müteselsil kefil davalı …’nın şahsi kefaletinden dolayı dava açılmadığından ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davacı vekilinin, davalı …’nın şahsi kefaletinden dolayı davanın reddine ilişkin hükmü istinaf yoluyla ileri sürmediğinden, temyiz aşamasında da istinafta ileri sürülmeyen hususların dikkate alınamayacak olmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.