YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2527
KARAR NO : 2020/4577
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.09.2017 tarih ve 2016/478 E. – 2017/554 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.10.2018 tarih ve 2018/1216 E. – 2018/1072 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Tunçay İnş. San. ve Turizm İşl. A.Ş. ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, kullanılan kredi borcu ödenmediği için davalı hakkında başlattığı icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl borçlu hakkında iflasın ertelenmesi kararı verildiğini, davalının asıl borçlunun kefili olduğunu, asıl borçlu ile davalı arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu için davacının davalı kefile bu şekilde takip yapmasının mümkün olmadığını, davacı banka tarafından gönderilen ihtarnameye itiraz edildiğini, borç miktarı ile faiz oranının fahiş olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının sözleşme hükümlerine göre bilirkişi raporu ile hesaplanan nakti alacağın tahsili için icra takibi yapmakta haklı olduğu, sözleşmede davalı kefilden depo talep edilebilmesine yönelik bir düzenleme bulunmadığı için depo talebinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 2.336.380,47 TL asıl alacak, 7.417,53 TL işlemiş faiz, 370,87 TL BSMV, 806,54 TL masraf gideri olmak üzere toplam 2.343.975,41 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %38 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya yönelik isteğin reddine, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf talebinin temerrüt faiz oranının %38 olarak kabul edilip edilemeyeceği ve gayri nakit alacaktan depo edilmesine ilişkin talebin reddinin hatalı olduğuna ilişkin olduğu, taraflar arasındaki sözleşmelerin “Temerrüt Faizi” başlıklı 10.5. maddesinin; “Müşterinin kredi borcunu (taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden herhangi birini), masraf, komisyon ya da her türlü ad altındaki ücreti ödeme tarihinde/vadesinde ödenmemesi veya borcun sözleşme kapsamında muaccel hale gelmesi halinde; müşteri, borcun hangi tür krediden doğduğuna ve bu kredi vadesine bakılmaksızın alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren bankaca Borçlu Cari Hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder”, hükmünü içerdiği, dosyaya celp edilen ve davacı bankanın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na bildirdiği ve 23.02.2016 tarihinden itibaren geçerli olan faiz cetvellerine göre davacı bankaca Borçlu Cari Hesap kredilerine uygulanan en yüksek faizin %19 olduğunun görüldüğü, takip konusu alacağın 19.04.2016 tarihli ihtarname ile 18.04.2016 tarihi itibariyle muaccel hale geldiği, sözleşmenin 10.5. maddesi ve davacı bankaca 23.02.2016 tarihinden itibaren geçerli faiz oranları birlikte değerlendirildiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda takip öncesi işlemiş faiz hesabında %38 temerrüt faizi oranının esas alınmasında ve ilk derece mahkemesince takip tarihinden itibaren de %38 temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, öte yandan taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde kefilin çek sorumluluk bedelleri ve teminat mektubu bedellerinin depo edilmesi konusunda açık bir hüküm bulunmadığı bu nedenle ayrıntılı incelemeyi içeren denetime elverişli bilirkişi raporunun bu konuda hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmediğinden buna yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne, kararın bir örneğininde Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.