YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2632
KARAR NO : 2020/4693
KARAR TARİHİ : 03.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.03.2018 tarih ve 2017/201 E- 2018/273 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf isteminin reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.11.2018 tarih ve 2018/1869 E- 2018/1499 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davadışı şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmesine davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, borcun ifa edilmemesi üzerine asıl borçlu ve kefillere başvurulduğunu, başvurunun sonuçsuz kalması üzerine dava konusu ilamsız takibin başlatıldığını, davalının zamanaşımının geçtiği, borcunun bulunmadığı gerekçeleriyle borca, işlemiş faize, faiz oranına itiraz ettiğini, ancak takip konusu alacağın bir fon alacağı olduğu, fon alacakları için 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 141. madde gereğince 20 yıllık zamanaşımı süresinin düzenlendiği, bu nedenle zamanaşımı süresinin dolmadığını belirterek itirazın iptalini, takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip ve dava konusu alacağın fon alacağı olmadığını ve 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağını, genel 10 yıllık zamanaşımı süresine göre alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı banka lehine 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının dayanağının 5020 sayılı Yasa ile 4389 sayılı Yasa’ya eklenen ek 5. maddesi olduğu ve bu maddede kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların tahsiline ilişkin düzenleme yapıldığı, ancak bu hükmün Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği, buna göre, 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün bulunmadığı, 818 sayılı BK’nın 125. maddesi ve 6198 sayılı TBK’nın 146. maddesinde kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun ifade edildiği, 21.11.2001 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile davalıya bildirimin yapılarak borcun muaccel olduğu ve zamanaşımı süresinin başladığı, takip tarihinin ise 05.02.2016 tarihi olduğu ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, davacının zamanaşımının kesilmesi ya da durmasına ilişkin bir delil dosyaya sunmadığı belirtilerek davanın reddine, davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş olup, hükme karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 132/8 maddesi gereğince TMSF tarafından devralınmayan fon bankaları alacaklarının fon alacağı niteliğinde olmadığı, Tasfiye Halinde Türkiye Emlak Bankası A.Ş’nin bu kapsamda TMSF tarafından devralınmadığından fon bankası olmadığı, davacı banka lehine 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının dayanağının, 5020 sayılı Yasa ile 4389 sayılı Yasa’ya eklenen ek 5. maddesi olduğu ve bu maddenin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği, bu nedenle 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı; davalı vekilinin nispi vekalet ücretine hükmedilmesi istemiyle yaptığı istinaf başvurusunun ise, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi nedeniyle nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti takdirine ilişkin 4. bendininin kaldırılarak, “Davalı vekili için takdir olunan 9.092,49 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,” karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle maddi ve muhakeme hukukuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, davacı Emlak Bankası A.Ş’den harç alınmasına yer olmadığına, 03/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.