Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/19701 E. 2012/3889 K. 16.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19701
KARAR NO : 2012/3889
KARAR TARİHİ : 16.02.2012

MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; tarafların 2005 yılında boşandığını, davalının çalışmaya başlaması nedeniyle yoksulluğu ortadan kalktığından hükmedilen 150,00 TL yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; asgari ücret yoksulluğu ortadan kaldırmadığından davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının ödeme güçlüğüne ilişkin iddiası samimi bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK’nun 175.maddesinde “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer tarafın mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” 176/4.maddesinde de “tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir” denilmektedir.Yukarda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, iradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir.Dosya kapsamından; tarafların fiilen çok kısa süren bir evliliğin ardından 2003 yılında davacın açtığı boşanma davası sonucunda, eşit kusurlu olarak 13.7.2006 tarihinde boşanmalarına, davalıya aylık 150,00 TL yoksulluk nafakası verilmesine karar verildiği, davalı kadının üniversite mezunu olup, 2006/7 tarihinden beri aralıklı olarak sigortalı çalıştığı, resmi kayıtlara göre asgari ücret seviyesinde, tanık beyanlarına göre ise dava tarihi itibarıyla aylık 1.100.00 TL ücret aldığı, ailesi ile kaldığı, bakmakla yükümlü olduğu kimse bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının ise, lise mezunu olup, tarafsız tanık beyanlarına ve belgelere göre 1998 yılında ortak olarak kurduğu şirketin işler iyi gitmeyince kapatıldığı, 10.708,13 TL bağ-kur borcu bulunduğu, kardeşinin 2006 yılında ortak olarak kurduğu şirkette asgari ücretle çalıştığı, her iki şirketin kuruluş tarihleri ve ortakları nazara alındığında aralarında bağlantı bulunmadığı, kira ödediği, bakmakla yükümlü olduğu eşinin ve çocuğunun bulunduğu tespit edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 1.5.2002 gün, 2-397 E, 339 K, sayılı ilamın da “asgari ücretle çalışılmakta bulunulmasının insanca yaşayıp geçinme olanağı sağlamayacağı” belirtilmiştir.
Ancak, hakim, nafaka takdirinde nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü kocanın gelir ve sorumluluk durumu arasında bir oranlama yapılarak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar verilmelidir.
Davada, davalının gelirinin yetersiz olması gerekçe gösterilerek nafakanın kaldırılması talebi reddedilmiştir. Oysa davalı kadının mali durumunda, çalışmaya başlaması ile yoksulluk nafakasının hükmedildiği duruma göre yoksulluğu azaltacak oranda iyileşme olmuştur. Davacının ise ortağı olduğu şirketi kapatması, evlenmekle eşinin ve çocuğunun olması nedeniyle yükümlülükleri artmıştır. Bu durumda mahkemece yoksulluk nafakasının kaldırılması istemi içerisinde indirme istemininde yeraldığı gözetilip, hakkaniyet oranında indirilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.