YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/23548
KARAR NO : 2020/11326
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 01/04/2013 tarihinden iş akdinin fesih olunduğu 15/08/2013 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, davacının davalı firmada bahçıvan olarak çalıştığını beyan ederek ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı …vekili, davacı ile müvekkili şirket arasında bugüne kadar kurulmuş yahut kurulmuş bitmiş herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin davacının kimlik numarasıyla herhangi bir çalışanı bulunmadığı gibi başka bir şirkette çalışan işçinin de müvekkili şirketçe SGK’lı gösterilmesinin söz konusu olmadığını, belirttiği nedenlerle davanın husumetten reddini savunmuştur.
Davalı …vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davalı …yönünden davanın husumetten reddine, diğer davalı yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davacının aylık ücretinin ödenip ödenmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 37. maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde 6. ve 7. ay ile 8. aydan 15 günlük ücretinin ödenmediğini, maaşlarında sürekli aksamalar olduğunu, 15-20 gün geç veya eksik ödendiğini iddia ederek ödenmeyen ücret alacağı talebinde bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dilekçesinde müvekkilinin maaşlarının 15-20 gün geç ödendiği beyanı olduğu, bu beyana bakıldığında önceki ayların ödendiği fakat geç ödendiği sonucu çıkarılabileceği, zira 15-20 günlük gecikme varsa Haziran ve Temmuz aylarının maaşlarının ödenmemiş olması ihtimalinin devre dışı kaldığı ayrıca davacı tanığı …’ın da davacının sadece 15 günlük ücretinin içerde kaldığını beyan ettiği, ücretin ödendiği hususunun ispatı işverende olup yazılı olarak ispat edilmesi gerektiği fakat dava dilekçesinde bu hususta çelişki olması sebebiyle alternatifli hesaplama yapılacağı belirtilerek 1. alternatifte davacının sadece son aydan kalan 15 günlük ücretinin ödenmediği, 2. alternatifte ise davacının dava dilekçesinde ki iddiası doğrultusunda hesaplama yapılmış olup mahkemece 1. alternatif doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Davalı işveren tarafından davacının ücret alacağının ödendiğini ispata yarar ödeme belgesi sunulmadığından ve davacının dava dilekçesindeki iddiası açık olup 2013 yılı 6. ve 7.ay ile 8. aydan 15 günlük ücretinin hiç ödenmediği , diğer zamanlarda da maaş ödemelerinde hep eksik ve gecikmeli ödeme olduğu belirtildiğinden bahsi geçen ayların ücretinin ödenmediğinin kabulüne yani bilirkişice hesaplanan 2.alternatife göre hüküm kurulması gerekirken hatalı değerlendirme ile 1. alternatife göre hüküm kurulması bozma sebebidir.
3-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının çocuklu, evli olup olmadığı ile ilgili dosya içinde bilgi olmadığı gerekçesiyle bekar ve çocuksuz olarak değerlendirildiği ve buna göre asgari geçim indirimi alacağının hesaplandığı belirtilmiş ise de, davacı taraf hem yargılama esnasında hem de temyiz dilekçesinde evli (eşi çalışmayan ) ve üç çocuklu olduğunu beyan etmiş olup bu itibarla eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalıdır. Davacının aile nüfus tablosu eksiksiz olarak dosyaya getirtilmeli, davacının eşinin çalışıp çalışmadığı araştırılmalı ve araştırma neticesiyle birlikte davacının yararlanması gereken asgari geçim indirimi oranı açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre davacının ödenmeyen asgari geçim indirimi alacağının miktarı belirlenmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup ayrıca bozma sebebidir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.10.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.