Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/519 E. 2012/6426 K. 28.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/519
KARAR NO : 2012/6426
KARAR TARİHİ : 28.06.2012

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair …. Aile Mahkemesinden verilen 18.10.2011 gün ve 60/187 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde; tarafların halen evli olduklarını … Aile Mahkemesinin 2009/18 Esas sayılı dosya ile boşanma davasının açıldığını, daha önce açılan boşanma davasının retle sonuçlanması ve 4.1.2006 tarihinde kesinleşmesinden itibaren üç yıl fiili ayrılık geçmiş olmasına karşın tarafların bir araya gelmediğini, davalı …’nın nafaka ödememek amacıyla tüm mal varlığını muvazaalı bir biçimde başkasına devrettiğini, Sofular Köyü 522, Yukarıokçular Köyü 315, 316 aynı köy 253 ve yine aynı köy 208, 227, 235, 248, 250, 252, 254, 276, 286, 288, 289, 294, 295, 312, 313, 389,392, 405, 406, 407, 1555, 1579, 1580 ve 1596 sayılı parsellerin sırasıyla 27.02.2007, 18.04.2007, 26.01.2007, 27.02.2007 ve 18.04.2007 tarihlerinde yine sırasıyla, Sabri Çiftçioğlu, Bayram Harmancı ve Mustafa Akarsu’ya tapuda satış yapıp intikal ettirdiğini açıklayarak anılan parsellerin tapu kayıtlarının iptaliyle davalı … adına tapuya kayıt ve tescillerine, davalı …’nın Resmiye Ketci, Ayşe Harmancı ve Bayram Harmancı’dan satın aldığı taşınmazların ise vekil edeni Nuriye Harmancı adına aksi halde … adına tapuya tescil edilmelerine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “… mal rejimi davalarında kural olarak mülkiyetin istenemeyeceği, ancak şahsi hak niteliğinde bulunan alacağın istenebileceği, 07.10.1953 tarih 8/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının da bunu öngördüğü gerekçesiyle davanın reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, BK.18. maddesinde yer alan genel muvazaa hukuksal sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasıdır. Dava başlangıçta, doğru olarak görevli … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemenin 25.09.2009 gün ve 2009/281 Esas – 2009/247 Karar sayılı kararı ile isteğin katkı payı alacağına ilişkin bulunduğu görevli mahkemenin … Aile Mahkemesi olduğu görüşüyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine dosyanın görevli ve yetkili … Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay denetiminden geçerek 24.06.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Genel muvazaa hukuksal sebeplerine dayalı olarak açılan davalarda görevli mahkeme Genel mahkemelerdir. Mahkemenin yanılgı sonucu verdiği görevsizlik kararı aynı yanılgı sonucu Özel Dairece onanmıştır. Bu durum karşısında kesinleşen görevsizlik kararı HUMK.nun 25/son ve HMK.nun 23/2. maddeleri gereğince ondan sonra davaya bakacak mahkemeyi bağlar. Şu halde, kesinleşen görevsizlik kararı üzerine Dairece görev yönünden bozma yapma olanağı bulunmamaktadır.
Mal rejiminden kaynaklanan taşınmazlara ilişkin genel muvazaaya dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları kural olarak mal kaçırmak ya da alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla satışı yapan kişiyle taşınmazları devralan kişiye karşı birlikte açılır. Yine kural olarak, satın alan kişi adına bulunan tapu kayıtlarının iptali ile davalı eş adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi istenir. Somut olayda davacının gerçek amacı ilerde açacağı katkı payı alacağı yada edinilmiş mallara katılma alacağından veya her ikisinden kaynaklanan alacağının tahsilini sağlamaktır. Bu nedenle davacının bu şekildeki hakkı kişisel hak niteliğinde olup, davacının böyle bir davayı açmakta hukuki yararı vardır. Böyle davaların söz konusu olduğu durumlarda somut olayda muvazaanın bulunup bulunmadığının araştırılıp belirlenmesi gerekmektedir. Ne var ki, davacı sadece üzerinde herhangi bir taşınmaz kaydı bulunmayan davalı eşi …’ya karşı davayı açmıştır. Taşınmazları devralan üçüncü kişi durumunda bulunan şahıslara karşı yöntemine uygun bir biçimde açılmış herhangi bir dava ve isteği bulunmamaktadır. Davalı adına herhangi bir tapu kaydı bulunmadığına göre bu konuda olumlu bir karar verilmesi de düşünülemez. Somut olguda muvazaa koşullarının araştırılıp belirlenmesi de sonuca etkili bulunmamaktadır. Çünkü kayıt maliklerine karşı açılmış bir dava söz konusu değildir. Şu halde mahkemenin verdiği ret kararı sonucu itibarıyla doğru bulunduğundan yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ONANMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü bulunan 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2,75 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına 28.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.