YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3685
KARAR NO : 2020/3408
KARAR TARİHİ : 14.09.2020
Adalet Bakanlığının, 30/03/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın beraatine dair İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2017/278 esas, 2017/379 sayılı kararının ve kamu davasının düşmesine dair İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2018 tarihli ve 2018/269 esas, 2018/734 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 14/05/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında, 06/07/2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı 14/08/2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
Ancak erteleme süresi zarfında 29/01/2017 tarihinde tekrar kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle erteleme kararı kaldırılarak 13/04/2017 tarihinde kamu davası açıldığı,
Bununla birlikte, yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2017/278 esas, 2017/379 sayılı kararıyla, “suç tarihinde, CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde adli arama kararı ve yazılı adli arama emri alınmadan şüphelenilmesi nedeniyle sanığın üzerinde yapılan aramada suça konu uyuşturucu maddenin ele geçtiği ve uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle de belirlenmediği anlaşılan sanığın; uyuşturucu madde kullandığına ilişkin soyut beyanı dışında, atılı suçu işlediğine ilişkin, kuşku sınırlarını aşan ele geçen madde dışında kesin delil bulunmadığı” gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği, hükmün yasa yoluna başvurulmadan 12/06/2017 tarihinde kesinleştiği,
2- Daha sonra sanığın 14/10/2017 ve 02/11/2017 tarihlerinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda, TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 17/04/2018 tarihinde kamu davası açıldığı,
Ancak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2018 tarihli ve 2018/269 esas, 2018/734 sayılı kararıyla, “sanık hakkında daha önce verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılması sonucu yapılan yargılamanın beraatla sonuçlanmış olması nedeniyle, 14/10/2017 ve 02/11/2017 tarihli suçlar bakımından kamu davasının açılmasının ertelenmesine engel bulunmadığı, bu durumda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden açılmış olan davada yargılama koşulu bulunmadığı” gerekçesiyle “davanın düşmesine”, bununla birlikte “sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmek üzere dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “1-İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2017/278 esas, 2017/379 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanığın elinde bulunan beyaz kağıda sarılı tütünle karışık bonzai maddesini rızaen polislere vermesi üzerine, polislerin yaptıkları kaba üst aramasında sanığın sağ bacağında çorabının arasında bulunan naylon poşete sarılı içinde bonzai olan maddeyi gördükleri ve sanığın bu maddeyi de polislere çıkarıp teslim etmesi şeklinde gerçekleşen somut olayda, Mahkemesince her ne kadar 06/07/2015 tarihli suça ilişkin olarak adli arama kararı yapılmadığından bahisle beraat kararı verilmiş ise de; Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 20/11/2019 tarihli ve 2016/1085 esas, 2019/6338 karar sayılı ilamında yer alan” üst aramasını yapıldığı ve sanıktan uyuşturucu madde ele geçirildiği olayda, dosya içerisinde hiçbir arama kararının bulunmadığı dikkate alınarak,..”önleme araması kararı” veya CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde alınmış “adli arama kararı” ya da “yazılı arama emri” bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa aslı veya onaylı bir örneğinin getirilmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Mahkemesince usulüne uygun bir arama kararı olup olmadığı hususlarında bir araştırma yapılmaksızın, gerekli belgeler istenilmeden sadece arama kararının usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesinde,
Kabule göre de; 06/07/2015 tarihli eylemden dolayı beraat kararı verilmesi sebebiyle denetim süresi içerisinde 29/01/2017 tarihinde işlediği aynı neviden suç nedeniyle soruşturmaya devam edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2018 tarihli ve 2018/269 esas, 2018/734 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede;
İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesince “İddianamenin dayanağı olan İstanbul Anadolu 55 ASCM’nin 2017/278 – 379 E.K Sayılı ilamının yapılan incelemesinde, Sanık hakkında 06/07/2015 tarihli olay dolayısıyla kullanmak için uyuşturucu madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde aramanın usule uygun olmadığından bahisle sanığın beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla, kovuşturma şartının ortadan kalkmış olması” gerekçesiyle düşme kararı verilmiş ise de;
14/10/2017 tarihli ve 02/11/2017 tarihli suçlar açısından bir değerlendirme yapılması gerektiği cihetle, Mahkemesince bu hususlar göz önünde bulundurularak durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek, İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2017/278 esas, 2017/379 sayılı kararının ve İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2018 tarihli ve 2018/269 esas, 2018/734 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
1-İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2017/278 esas, 2017/379 sayılı kararının incelenmesinde;
Somut olayda, Mahkemece dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesi sonucunda ulaşılan kanaate göre “beraat” kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, Mahkemenin takdiri ile delillerin değerlendirilmesine ilişkin hususlar kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna konu olamayacağından, kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2018 tarihli ve 2018/269 esas, 2018/734 sayılı kararının incelenmesinde;
TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği öngörülmüş, 4. fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılmış, maddenin 6. fıkrasında ise “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.” hükmüne yer verilmiştir.CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrasında, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda, 06/07/2015 tarihli önceki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildikten sonra erteleme süresi zarfında 29/01/2017 tarihinde tekrar kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı ancak yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2017/278 esas, 2017/379 sayılı kararıyla sanığın beraatine karar verildiği ve beraat hükmünün yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, beraatle sonuçlanmış bu önceki davada verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, kanun yararına bozma talebine konu olan 14/10/2017 ve 02/11/2017 tarihli sonraki suçlara ilişkin olarak TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine engel olmayacağı, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden açılmış olan kamu davasında yargılama şartı bulunmadığından, gerçekleşmesi muhtemel olan bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “durma kararı” verilmesi gerekirken olayda uygulama yeri bulunmayan “davanın düşmesine” karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gibi, CMK’nın 223. maddesinde sayılıp davanın esasını çözen karar türlerinden “düşme” kararıyla yargılamanın sonlandırıldığı ve bu kararın sonucu olarak sanığın bütün yükümlülüklerinin ortadan kalkması gerektiği halde, “davanın düşmesine ” karar verildikten sonra ayrıca “sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmek üzere dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verilerek hüküm karıştırıldığından, kararın infaz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, somut olayda “kovuşturma şartı” gerçekleşmeden kamu davası açıldığının anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” karar verilmesi gerekirken, “davanın düşmesine” karar verilerek davanın esasını çözen bir kararla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine “sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmek üzere dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması yasaya aykırı olduğundan, hükmün karıştırılması halinde Mahkemenin iradesi açık şekilde ortaya çıkmadığı için kazanılmış haktan da söz edilemeyeceğinden kanun yararına bozma talebi bu değişik gerekçeyle kabul edilmiştir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre;
1- İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2017/278 esas, 2017/379 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
2- İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2018 tarihli ve 2018/269 esas, 2018/734 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
14.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.