Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/10199 E. 2013/6581 K. 09.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10199
KARAR NO : 2013/6581
KARAR TARİHİ : 09.05.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi, Konya 4.İcra Müdürlüğü’nün 2011/2440 sayılı takip dosyasından 15.3.2011 tarihinde haczedilen menkullerin kendisine ait olduğunu, borçlu babası ile farklı adreslerde halıcılık ticareti yaparak geçimlerini sağladıklarını, haczin kendi işyerinde yapıldığını, başka takiplerden de hacze gelindiğini ama işyerinin borçluya ait olmaması nedeniyle hacizlerin yapılmadığını, yine bir başka takip doyasından yapılan haciz nedeniyle açtığı istihkak davasının kabul edildiğini ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz sırasında borçlunun ve eşinin hazır bulunduğunu, borçlunun haciz mahallini tüm uyarılara rağmen terk ettiğini, borçlu ile davacı 3.kişi kızı arasında alacaklıdan mal kaçırma amacıyla muvazaalı ilişki bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu mahcuzların davacı kızına ait olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece; haczin davacı 3.kişinin işyerinde yapıldığı, aynı adreste daha önceden bir başka dosyadan yapılan haciz nedeniyle açılan istihkak davasınn kabulüne karar verildiği, ödeme emrinin başka adreste tebliğ edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmlasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK’nin 96 vd maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, 15.3.2011 tarihinde borçlunun eşi ve haciz mahalini kaçarak sonradan terk eden borçlu hazır iken yapılmıştır. Bu halde İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3.kişi borcun doğumundan hemen önce haciz adresinde faaliyete başlamış görünüyor ise de günlük ticari hayatta çeklerin vadeli olarak düzenlendiğine sıklıkla rastlanmaktadır. Ayrıca davacının dayandığı borcun doğumundan sonraki tarihi taşıyan ve ayırt edici özellikleri bulunmayan faturalar karine aksini ispata yeterli değildir. Davacı ile borçlu baba-kız olup aralarında alacaklıdan mal kaçırma kasdıyla yapılan muvazaalı işlemler olduğu açıktır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düüncelerle kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 9.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.