Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/1651 E. 2021/10913 K. 21.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1651
KARAR NO : 2021/10913
KARAR TARİHİ : 21.12.2021

Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi :… 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2018 tarih ve 2017/116 – 2018/350 sayılı kararı
Katılanlar : 1-T.C. Cumhurbaşkanlığı, 2-…
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme
…; (14.11.2016)
Hüküm : 1-) Sanıklar hakkında ayrı ayrı; TCK’nın 314/2, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
2-) Sanıklar hakkında ayrı ayrı; Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan karar verilmesine yer olmadığına dair kararlara ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
Temyiz edenler : Katılan TBMM Başkanlığı vekili, Katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, Sanık … ve sanıklar müdafileri

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
I-) Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazına yönelik yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet ve karar verilmesine yer olmadığına dair hükümlerin o yer Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhe istinaf edilmemesi karşısında, anılan hükümlerin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz yoluna başvuru hakkı olmadığından temyiz talebinin CMK’nın 298/1. maddesi gereğince REDDİNE,
II-) T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekillerinin sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığının silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden, anılan suçun niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmediği ve bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmadığından T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekillerinin temyiz taleplerinin CMK’nın 298/1. maddesi gereğince REDDİNE,
III-) Sanıklar hakkında; Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen karar verilmesine yer olmadığına dair hükümlerine yönelik katılanlar vekilleri ve sanıklar müdafilerinin, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık … ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık … ve sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A-) Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen karar verilmesine yer olmadığına dair hükümlerine yönelik katılanlar vekilleri ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların TCK’nın 314/2. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildikten sonra Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi uyarınca beraat karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilleri ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususun 5271 sayılı CMK’nın 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün “1. ve 2.” bölümlerinin “B” bentlerinde yer alan ibarelerin tümüyle çıkartılarak yerine ““Sanığa isnat edilen Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-) Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;
Duruşmada SEGBİS vasıtasıyla kaydedilen savunmasına ilişkin SEGBİS çözüm tutanağı düzenleyen bilirkişiye ödenen ücretin yargılama gideri olarak sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK’nın 303/1-c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün beşinci fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin fıkrasından “ve 400 TL segbis çözüm gideri olmak üzere toplam 893,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “olmak üzere toplam 493,00TL” ibaresinin yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C-) Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-) Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, sayfa 383 ve devamı).
Bu kapsamda dosya kapsamı ve mahkeme kabulü irdelendiğinde; dosya kapsamına yansıyan eylemlerine göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu saptanamayan sanığın asker bir şahıs olması da gözetilerek, öncelikle;
Ayrıntıları Dairemizin 06.11.2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabul edildiği dikkate alınarak;
Asker olan sanığın görev yaptığı yerler belirlenerek ilgili adli makamlardan sanıklar hakkında sabit hat/ankesörlü hatlardan ardışık veya periyodik olarak aramalarının olup olmadığının sorulması, bulunması halinde ilgili belgelerin dosya içerisine getirtilmesi, yine sanık hakkında UYAP’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak herhangi bir beyan bulunup bulunmadığı araştırılıp, var ise beyanların aslı veya onaylı suretlerinin getirtilerek, gerek görülmesi halinde ilgili şahısların tanık olarak dinlenmeleri sağlandıktan sonra tüm bu delillerin CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulduktan sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve yetersiz belge ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2-) Kabul ve uygulamaya göre de;
Duruşmada SEGBİS vasıtasıyla kaydedilen savunmasına ilişkin SEGBİS çözüm tutanağı düzenleyen bilirkişiye ödenen ücretin yargılama gideri olarak sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, bozma nedeni, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın … 21. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.12.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.