Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/3781 E. 2021/3686 K. 19.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3781
KARAR NO : 2021/3686
KARAR TARİHİ : 19.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil, Müdahalenin Men’i

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili; davacıların murisinden intikal eden …Cad. 380/2 adresinde yer alan dairenin davalı şirket tarafından kira ödenmeden kullanıldığını, daha önce davacı … tarafından davalı aleyhine açılan Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/90 Esas, 2010/206 Karar sayılı ilamı ile 2004 yılından 2008 yılına kadar haksız kullanımı karşılığında …’ye miras payı oranında ecrimisile hükmedildiğini ve hükmün kesinleştiğini açıklayarak, davalının taşınmazı haksız olarak işgal ettiğinin tespiti ile taşınmazdan tahliyesine, davacılara teslimine, 2004 yılından dava tarihine kadar haksız kullanımı nedeniyle şimdilik 19.000TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kira alacağının zamanaşımına uğradığını, tahliye edilen ve fiilen kullanılmayan daire için kira talep edilmesinin mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/22368 Esas, 2014/14187 Karar sayılı ilamı ile davada ileri sürülen elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması ve bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile tespit edilen miktarlara göre davacılara ecrimisil ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının haksız işgalinin sona erdirilmesine ve daireden tahliyesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/9683 Esas, 2018/13140 Karar sayılı ilamı ile “ Medeni Kanun’un 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına değer verilerek sadece tapu kaydında malik olan davacılar yönünden yapılan hesaplama dikkate alınarak malik olan davacılar lehine ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, tapu kaydındaki hisselerini devreden davacılar …, …, … ve … lehine ecrimisile hükmedilmesinin doğru olmadığı açıklanarak bu hüküm de bozulmuştur. Mahkemece yargıtay bozma ilamına uyulmuş ve davacılar …, …, … ve …’in açtığı davanın aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacılarla ilgili ecrimisil bölümü ve tahliyeye ilişkin hüküm bölümleri kesinleştiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, müdahalenin men’i ve ecrimisil talebine ilişkindir.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 tarihli ve 2006/9-508 Esas, 2006/521 Karar sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay bozma ilamı kapsamı dışında kalan hususlar taraflar açısından usuli kazanılmış hak oluştursa da bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle, bozma ilamına uyulmakla bozmaya uygun işlem yapılması gerektiği gibi bozma kararından sonra da Mahkemece HMK’nin 297’nci maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır.
Somut olayda; Mahkemenin ikinci kararının temyizi sonunda inceleme yapan Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından hüküm bozulduğuna göre, hüküm ortadan kalktığından, Mahkeme tarafından bozma sonrası usuli kazanılmış haklar da gözetilerek HMK’nin 297. maddesine uygun bir hüküm kurulması, vekalet ücreti ile harç ve yine son karara göre yargılama giderlerinin de hüküm altına alınması gerekirken, hükmün 2. bendinde belirtildiği gibi karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.