YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8655
KARAR NO : 2021/6877
KARAR TARİHİ : 06.12.2021
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.02.2021 tarih ve 2020/352 E- 2021/107 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.06.2021 tarih ve 2021/872 E- 2021/906 K. sayılı karar davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteminin reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.09.2021 tarih ve 2021/872 E- 2021/906 K. sayılı ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava, dava dışı şirketin ihyası talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmuş ise de, Bölge Adliye Mahkemesince 14/09/2021 tarihli ek kararla, kararın kesin olarak verildiği, bu kararın temyizinin mümkün olmadığı gerekçesi ile temyiz başvurusunun reddine karar vermiş, ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine dair 17/06/2021 tarihli kararın kesin olduğundan bahisle 14/09/2021 tarihli ek karar ile davalının temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, Dairemizin yerleşmiş kararlarına göre Ticaret Sicil Müdürlüklerinin 6102 sayılı Yasa’nın 547. maddesine göre açılan ihya davasında yasal hasım olması ve açılan davada da …’nün davalı olarak gösterilmesi sebebiyle, açılan dava çekişmesiz yargıya tabi olmadığından davalı … vekilinin 14/09/2021 tarihli ek kararın temyizi isteminin kabulü ile ek kararın kaldırılarak davalı … vekilinin asıl karara yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesi gerekmiştir.
2-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile 14/09/2021 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 6102 sayılı T.T.K Geçici 7/15 maddesi gereğince Limited Şirketin İhyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK Geçici 7/15 maddesinde “…. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri “düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, alacaklı S.G.K. tarafından Geçici 7/15 madde gereğince sicilden terkin edilen şirketin ihyası istemi ile eldeki dava açılmış,
İlk Derece Mahkemesince ” davanın kabulü ile terkin edilen şirketin ihyası ile ticaret siciline tesciline yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline, tasfiye memuru tayini konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş,
Taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar bu kez davalı vekilince temyiz edilmiş olup, sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda temyiz istemi red edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.
Davalı vekilinin ihya edilen şirkete tasfiye memuru da atanması gerektiğine yönelik temyiz isteminin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
6102 sayılı yasa ile, fiilen sona ermiş ancak şeklen devam eden ortaklıkların ortadan kaldırılması düşünülmüş olup, bu amaçla Geçici 7.madde ile özel bir düzenleme getirilmiştir. Ayrıca bu hükme dayanılarak” Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin”tebliğ de çıkarılmıştır.
Kanun koyucu, TTK Geçici 7/15 maddesine “ihya” terimini kullanmakla birlikte, hüküm TTK 547 maddesine paralel “ek tasfiye “niteliğindedir.
TTK Geçici 7.maddesi ihyaya (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte TTK 547 maddesinde olduğu gibi mahkeme aynı zamanda tasfiye memuru da atamalıdır. Zira TTK Geçici 7.maddesinin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan bu yöndeki çoğunluk görüşü yasanın amacına aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, ihyasına (ek tasfiye) karar verilen dava dışı şirkete tasfiye memuru atanmasına yönelik davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu yöne ilişkin temyiz istemin reddine dair sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.