YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/1073
KARAR NO : 2021/1535
KARAR TARİHİ : 30.11.2021
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “rücuan tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kayseri 1. İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararı taraf vekillerinin temyizi nedeniyle Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı … ve davalı …Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı … (SGK/Kurum) vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı Rafettin Bulut’un davalı işyerinde 16.06.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda uğradığı sürekli iş göremezlik derecesinin % 20 olarak belirlendiğini, kaza nedeniyle sigortalıya 78.952,92TL ilk peşin değerli gelir bağlandığını, 3.529,76TL geçici iş göremezlik ödeneği ödenip 9.088,42TL tedavi masrafı yapılması nedeni ile Kurumun 91.571,10TL zarara uğradığını, Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen 06.08.2015 tarihli 76913/15İR/15 sayılı rapor ile olayın iş kazası olduğu ve meydana gelen kazada davalı işverenin % 50 oranında kusurlu bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı …Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazada müvekkilinin kusurunun olmadığını, müvekkili işverenin her türlü iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini aldığını, sigortalının kendi kusuru ile kazanın meydana gelmesine neden olduğunu belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Kayseri 1. İş Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve 2015/609 E., 2017/87 K. sayılı kararı ile; meydana gelen kazada davalı işveren Merkez A.Ş.’nin % 50, dava dışı sigortalının % 50 oranında kusurlu olduğu tespit edildiğinden, davalının iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun’un 21. ve 76. maddeleri gereğince kusuru oranında rücu tazminatından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 45.785,55TL rücu tazminatının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
7. Kayseri 1. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekillerince süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
8. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 02.05.2017 tarihli ve 2017/708 E., 2017/680 K. sayılı kararı ile; dava konusu olayda, Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 12.05.2015 tarihli ve 3764 sayılı raporu ile Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 15.04.2016 tarihli raporunda sigortalının iş kazası nedeniyle maluliyet oranının % 20 olduğunun belirtildiği, davalının yargılama sırasında maluliyet oranına itirazının olmadığı, zararlandırıcı sigorta olayının oluş şekli dikkate alındığında, davalı işverenin %50, kazalı sigortalının %50 oranında kusurlu bulunduğu 30.06.2016 tarihli kusur raporunun, Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 08.06.2015 tarihli ve 76913/15/İR/15 sayılı rapordaki kusur oranları ile aynı olduğu, buna göre düzenlenen hesap raporunun da doğru bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Bozma Kararı:
9. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
10. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.09.2017 tarihli ve 2017/4013 E., 2017/5797 K. sayılı kararı ile; “..Ülkemizde 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kararı doğrultusunda, terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler kapsamında çıkarılan 03.10.2016 tarihli 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Dava ve Takip Usulü başlıklı 16. Maddesinde aynen;
“Madde 16- (1) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
(2) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/08/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı takip giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan k.anun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.
(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz.” hükmü getirilmiştir.
Dosya kapsamında, davalı şirketin, KHK ile kapatılan ya da devredilen kurum veya şirketlerden olduğu anlaşılmakla, Mahkemece, eldeki dava hakkında 675 sayılı KHK. nin 16. maddesi kapsamında değerlendirme yapılabilmesi için kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesi ile karar bozularak bozma sebebine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
11. Kayseri 1 İş Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli ve 2017/439 E., 2017/570 K. sayılı kararı ile; esasa ilişkin önceki gerekçeye ilave olarak davalı …Ş.’nin kapatılmadığı, tüzel kişiliğinin devam ettiği bu nedenle 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 16. maddesinin uygulanma imkânı bulunmadığı belirtilerek direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı şirketin Olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kapatılan ya da devredilen şirketlerden olup olmadığı, tüzel kişiliğinin devam edip etmediği; buradan varılacak sonuca göre eldeki davada 675 sayılı KHK’nın 16. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
14. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında öncelikle direnme adı altında verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
15. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
16. Başka bir deyişle mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
17. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre; mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp, yeni hüküm olarak kabul edilir.
18. Somut olayda rücuan tazminat istemiyle açılan eldeki davada, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararı taraf vekillerinin temyizi nedeniyle Özel Dairece davalı şirketin, KHK ile kapatılan ya da devredilen kurum veya şirketlerden olduğu, bu nedenle dava hakkında 675 sayılı KHK’ nın 16. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek bozulması sonrası mahkemece Merkez Çelik A.Ş.’nin kapatılan kurumlardan olup olmadığı ve tüzel kişiliğinin devam edip etmediği hususunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) yazılan müzekkereye verilen 14.11.2017 tarihli cevabi yazı dosya arasına alınarak davalı …Ş.’nin kapatılmadığı, tüzel kişiliğinin devam ettiği gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.
19. Görüldüğü üzere mahkemece bozma kararından sonra davalı şirketin kapatılan kurumlardan olup olmadığı ve tüzel kişiliğinin devam edip etmediği hususunda TMSF’ye yazılan müzekkereye verilen 14.11.2017 tarihli cevabi yazı da değerlendirilmek suretiyle yeni bir karar verilmiştir.
20. Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm bulunmaktadır.
21. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir.
22. Bu nedenle dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Taraf vekillerinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 30.11.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.