Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6313 E. 2022/86 K. 04.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6313
KARAR NO : 2022/86
KARAR TARİHİ : 04.01.2022

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.10.2006 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukundan kaynaklanan müdahalenin men’i kal ve tazminat talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davacı … yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacı … yönünden davanın kabulüne; zararla ilgili talebin reddine dair verilen 22.12.2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar, davalının 320 ada 32 parsel sayılı taşınmazında inşa ettiği ev nedeniyle kendisine ait bitişikteki 320 ada 30 parsel sayılı taşınmazına temel kazılırken beton üzerine tuğla örmek suretiyle zarar verildiğini, davalı taşınmazının saçaklarından akan suyun davacı taşınmazındaki tarımsal faaliyetlerine engel olduğunu, kendi parsellerine bakan pencerelerin kapatılması gerektiğini öne sürerek el atmanın önlenmesi, davacıların taşınmazına tecavüz eden yapıların yıkılmasını, meydana gelen zararın tahsili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk kararın, davalı vekilinin temyizi üzerine 14. Hukuk Dairesinin 03/12/2018 tarih, 2016/3163 E. – 2018/8487 K. sayılı ilamı ile; ‘‘ dava konusu 320 ada 32 parsel sayılı taşınmaz karar tarihinden sonra üçüncü kişiye devrolunduğundan, mahkemece öncelikle davacıya HMK’nın 125. maddesi uyarınca seçim hakkının hatırlatılması, davacıların davasını şimdi olduğu gibi elatmanın önlenmesi, eski hale getirilmesi ve tazminat istemi olarak devam ettirmesi halinde yeni malikin usulüne uygun olarak davaya dahil edilerek davanın görülmesi gerekirken, davanın esasının karara bağlanması doğru görülmemiştir.’’ gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak davacı … yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacı … yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, davalı …’un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 30. maddesinde; ‘‘Bir işin yapılmasına mütedair ilam icra dairesine verilince icra memuru 24 üncü maddede yazılı şekilde bir icra emri tebliği suretiyle borçluya ilamda gösterilen müddet içinde ve eğer müddet tayin edilmemişse işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanlarını tayin ederek işi yapmağı emreder. Borçlu muayyen müddetlerde işe başlamaz veya bitirmez ve iş diğer bir kimse tarafından yapılabilecek şeylerden olur ve alacaklı da isterse yapılması için lazımgelen masraf icra memuru tarafından ehlivukufa takdir ettirilir. Bu masrafın ilerde hükme hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunup kendisine verilmek üzere ifasına alacaklı muvafakat ederse alınıp hükmolunan iş yaptırılır. Muvafakat etmezse ayrıca hükme hacet kalmadan borçlunun kafi miktarda malı haciz ile paraya çevrilerek o iş yaptırılır. İlam, bir işin yapılmamasına mütedair olduğu takdirde icra dairesi tarafından ilamın hükmü borçluya aynı müddetli bir emirle tebliğ olunur.Bu emirde ilam hükmüne muhalefetin 343 üncü maddedeki cezayı müstelzim olduğu yazılır. (Ek son fıkra: 17/7/2003-4949/9 md.) Bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair olan ilâm hükmü yerine getirildikten sonra borçlu, ilâm hükmünü ortadan kaldıracak bir eylemde bulunursa, mahkemeden ayrıca hüküm almaya gerek kalmadan, önceki ilâm hükmü tekrar zorla yerine getirilir.’’ düzenlemesi mevcut olduğundan, hüküm sonucunun 1. maddesinin b bendinin 2. paragrafının gerekçeli kararda yer alması gerekmediği halde mahkemece ‘‘Bu işlemlerin yerine getirilmesi için davalı tarafa kararın kesinleşmesinden itibaren 1 ay süre verilmesine, davalı tarafça bu işler yapılmadığı takdirde söz konusu işlemlerin davacı tarafça yapılabilmesi için davacıya yetki ve izin verilmesine ve maliyet bedeli olarak 09/09/2020 tarihli ek bilirkişi raporundaki 3.450,00 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,’’ şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ne var ki, anılan husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı …’un diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı …’un temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm sonucunun 1. maddesinin b bendinin 2. paragrafının hükümden çıkarılmasına, hükmün Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7. maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 04/01/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.