Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/11930 E. 2021/6012 K. 28.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11930
KARAR NO : 2021/6012
KARAR TARİHİ : 28.06.2021

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 01/04/2021 tarih ve 2020/13039 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/05/2021 tarih ve KYB-2021/48132 sayılı ihbarname ile;
Özel belgede sahtecilik suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2013 tarihli ve 2012/589 esas, 2013/285 sayılı kararını müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 06/11/2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkumiyetinin ihbar edilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 207/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin anılan Mahkemenin 03/02/2017 tarihli ve 2016/217 esas, 2017/70 sayılı kararının “1- Sanığın yokluğunda verilen Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2013 tarihli kararı, 17/06/2013 tarihinde ”İnönü Mahallesi Şehit Burkay Sokak No:76/2 Şahinbey/Gaziantep” adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ yapılmak suretiyle kesinleştirildiği anlaşılmış ise de; tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, ” (1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun’un 35. maddesinde yer alan, “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19/03/2003 – 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır…” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılarak, önceki adresinde bulunamayan sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılarak, mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, mernis adresinin olmadığının tespiti halinde ancak 35. maddeye göre daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği cihetle, Mahkemesince mernis adresi araştırılması yapılmadan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebligat işleminin usule aykırı olması karşısında, esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,
2)Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 04/07/2019 tarihli ve 2019/4062 esas, 2019/5929 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın müşteki adına müracaat ederek bilgi ve rızası dışında GSM abonelik sözleşmesi düzenlettirmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın üzerine atılı eylemin, suç ve karar tarihinden önce 10/11/2008 tarihli ve 27050 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63/10. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun’un 56/4. maddesinde yer alan “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca, özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56/4 ve 56/5. maddelerinde düzenlenen suça vücut verdiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; sanık hakkında Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesi‘nin 02/04/2013 tarihli 2012/589 Esas ve 2013/285 Karar sayılı ilamı ile “özel belgede sahtecilik” suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, gerekçeli karara ilişkin tebligatın sanığın sorgusunda beyan ettiği adrese gönderildiği ve tebligatın iade edilmesi üzerine, aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu‘nun 35. maddesine göre tebligat yapılmış ise de; sanığın MERNİS adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılması yerine, aynı Kanun’un 35. maddesine göre yapılan tebliğ işlemi usule uygun olmadığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlendiği gerekçesiyle hükmün açıklanamayacağı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görüldüğünden, sanığın “özel belgede sahtecilik“ suçundan mahkûmiyetine ilişkin Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesi‘nin 03/02/2017 tarihli 2016/217 Esas ve 2017/70 Karar sayılı kararının CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma nedenine göre (2) numaralı istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.