Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/30317 E. 2012/7017 K. 27.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/30317
KARAR NO : 2012/7017
KARAR TARİHİ : 27.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1- 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; hükümlünün eyleminin, mağdurlardan…a yönelik 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 53. maddesine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c. maddelerine uyan birden fazla kişi ile birlikte geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma;…yönelik 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 35, 53 maddesine uyan hırsızlığa teşebbüsün yanı sıra, aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c. maddelerine uyan birden fazla kişi ile birlikte geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma…yönelik 5237 sayılı TCK’nın 151/1, 53 maddesine uyan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilerek, mala zarar verme suçu yönünden hüküm tarihinde; geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma suçu yönünden hükümden sonra 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
2- Kabule göre de;
a- 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinde düzenlenen değer azlığı nedeniyle cezadan indirim yapılması ya da ceza vermekten vazgeçilebilmesi için, öncelikle çalınan veya çalınmaya teşebbüs edilen şeyin değerinin, aynı Yasanın 3. maddesinde belirtilen işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza verme kuralı gereğince, cezadan indirim yapılması ya da ceza verilmemesini gerektirecek kadar az olması; bununla beraber sanığın kişiliği, olayın özelliği, sanığı suça iten etkenler ve suçun işlenmesinin mağdur üzerindeki etkisinin ağırlığı birlikte değerlendirilip sonucuna göre uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi, ulaşılan sonucu
gerekçelerinin kararda belirtilmesi gerekirken somut olayda; sanığın önceden diğer sanıkla anlaşarak hırsızlık yapmak amacıyla Tavşanlı’ya gelmesi ve birkaç saatin içinde çok sayıda işyerinden hırsızlığı gerçekleştirmesi, hırsızlığı kolay para kazanma yöntemi olarak benimsediğini ortaya koyduğundan, koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesi gereğince yazılı şekilde cezadan indirim yapılması,
b- Müşteki …a yönelik eylem nedeniyle hüküm verilirken 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesi ile uygulama yapılırken hapis cezasının “2 yıl 8 ay” yerine “8 ay” olarak belirlenerek, sonuçta eksik cezaya hükmedilmesi,
c- Müştekiler …’na yönelik eylemleri nedeniyle hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nın 61/5-6. madde ve fıkrasına aykırı olarak aynı Yasanın 35. maddesinin 143. maddesinden önce uygulanması,
d- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi ile uygulama yapılırken, her bir suç nedeniyle verilen cezanın yasal sonucu olarak her suç için ayrı ayrı anılan maddenin uygulanması gerekirken, sonuç ceza üzerinden bir defa hüküm kurulması ve 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 27.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi