Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/12370 E. 2013/1495 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12370
KARAR NO : 2013/1495
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

Irza geçme suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13.03.2012 gün ve 2012/7 Esas, 2012/47 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık ve müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mahkemece ırza geçme suçunu sanık …’la birlikte işledikleri oluşa uygun olarak kabul edilen ve Dairemizin 2012/8651 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde sanıkla birlikte gerçekleştirdikleri eylem dışında da mağdurenin ırzına geçtikleri anlaşılan … ve …’nin, aynı mahkemenin 04.03.2010 gün ve 2005/52 Esas, 2010/46 Karar sayılı ilamı ile 765 sayılı TCK.nın 414/1. maddesine göre, suçun özellik arzetmeyen işleniş biçimi, oluşa ve fiile dair özelliklerin dikkate alındığı belirtilip, alt sınırdan ceza tayin edilerek mahkûmiyetlerine karar verildiği, buna karşın, sanık hakkında ceza tayin edilirken suçun işleniş biçimi, suça sürüklenen çocuğun amaç ve saiki, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile suçun önem ve değerinin dikkate alındığı belirtilerek, temel cezanın alt sınırdan önemli miktarda uzaklaşılarak tayiniyle çelişkiye düşüldüğünün anlaşılması karşısında, inceleme konusu dosya ile Dairemizin 19.02.2013 gün ve 2012/8651 Esas ve 2013/1496 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilen … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2010 gün ve 2005/52 Esas, 2010/46 Karar sayılı ilamına ilişkin dosyası birleştirilerek sanıkların cezalarının hakkaniyet ve oranlılık ilkelerine göre belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sanığın eylemine uygulanacak lehe kanunun belirlenmesi amacıyla suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK hükümleri kıyaslanırken, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237
sayılı TCK.nın 103. maddesinin 3. fıkrasına 29.06.2005 tarihinde 5377 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle “…birden fazla kişi tarafından birlikte…” ibaresinin eklendiği gözetilmeyerek, sanık aleyhine olan 3. fıkranın uygulanacağı kabul edilip, lehe Kanunun yanlış belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 2003 yılı Eylül ayı yerine 09.08.2004 olarak yanlış gösterilmesi,
Mağdureye ait olduğu açıklanan ve hükme esas alınan adli raporların aslı veya onaylı örnekleri temin edilmeden hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak üzere 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.