YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/583
KARAR NO : 2022/91
KARAR TARİHİ : 04.01.2022
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.02.2012 gününde verilen dilekçe ile üst hakkına dayalı ecrimisil talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 07.09.2018 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 04.01.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekilleri Av. … ve Av. … ile karşı taraftan davalı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KA R A R
Mahkemece uyulan Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 3.815,00TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/01/2022 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
Davacı vekili tarafından 01.01.2009-31.12.2009 tarihleri arasındaki dönem için elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talepli olarak açılan davada, mahkemece, ilk karar sonrası karar düzeltme aşamasında verilen bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin süresinde temyiz isteminde bulunması üzerine dosya Yargıtay 7. Hukuk Dairesine incelenmek üzere gelmiştir.
Dairemizin sayın çoğunluğu görüşünü, ilk derece mahkeme kararının onanması yönünde kullanmış olmakla, aşağıdaki şekilde kararın bozulması yönünde muhalefet görüşümüz açıklanmıştır.
Davamızda kısaca üst hakkından dolayı olarak, davalının haksız elatmasının önlenmesi ve ecrimisil talep edilmektedir.
Davacı tarafından muhtelif tarihler yönünden açılan davaların birleştirildiği ve yine bu davaların sonraki tarihlerde tefriki sonucu yargılamaların sonuçlanmasının uzun zaman alması sebebiyle gecikme olduğu açıktır.
Mahkemece ilk karar ile dava kabul edilmiş, temyiz üzerine karar Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 26.05.2016 tarihli ilamı ile karar onanmış, ancak davalı vekilinin karar düzeltme talebi sonrası bu sefer, ilk derece mahkemesi kararı 23.11.2017 tarihli Yargıtay ilamı ile bozulmuştur.
Öncelikle bozma kararına muhalefet şerhi yazan sayın … ‘in muhalefet şerhindeki beyanlara genelde katıldığımızı açıklamak isterim.
Konu, dava konusu olan …,… de yer alan taşınmazda, davacı şirket lehine 25 yıl süre ile konulan üst hakkını, davacı şirketin usulünce kullanıp kullanılamağı hususudur.
Kullanımın sağlıklı olmadığı, tahliyelerin davadan sonraki bir tarihte kısmen gerçekleştiği, böylece kullanımı engellenen davacının, eldeki davaları açmaya hakkı olduğu belirgindir.
Dava konusu parsellerle bağlantılı ve halen Hazineye ait 6, 7, 8 sayılı parseller yönünden ihtilafların devam ettiği ve davacı şirketin bu yerler için sürekli ecrimisil ödediği hususları da tartışmadan uzaktır.
Yargıtay bozma ilamında ihtilaflar devam ederken şirket adına verilmiş olan 13.11.2003 tarihli taahhütname gerekçe gösterilerek davalıya verilen kullanma izni sebebiyle dava açılamıyacağı belirtilmektedir.
Öncelikle ilgili taahhütnamenin kimin tarafından imzanladığı açık olmadığı gibi imzalayan kişi belirlense dahi bu belgeyi imzalamaya yetkili olup olmadığı araştırılmamış olup, bu yönden inceleme yapılması için kararın bozulması gerektiği açıktır.
Bunun dışında yine taahütname başlıklı belgede esasen şarta bağlı bir ifade olmasına rağmen bu husus da yeterince incelenmemiştir.
Şöyleki davacı şirketin, ana taşınmazda bağlantılı olan 6, 7, 8 sayılı parsellerde lehine irtifak hakkı kurulacağı inancı ile hareket ettiği, ancak uzun süre beklemesine rağmen bunun sağlanmadığı dolayısıyla taahhütnamenin bu yönden geçersiz olduğu açıktır.
Ayrıca muhalefet şerhinde en azından davanın açıldığı tarihte varsa muvafakatin geri alınması sebebiyle kısmi talep yönünden karar verilmesi gerektiğine ilişkin görüşün de yeterince değerlendirmediği açıktır.
Son olarak işgal edilen alan ile taahhütnamede belirtilen alanların da yeterince araştırılmadığı bilirkişi incelemelerinin de eksik olduğu dikkate alındığında temyize konu kararın belirtilen başlıklar itibariyle eksik incelemeden dolayı bozulması gerektiği kanaatindeyim.
Neticeten temyize konu ilk derece mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaati ile karara muhalefet ettiğimi saygı ile bildiririm.
…