Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2019/73 E. 2021/1476 K. 23.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/73
KARAR NO : 2021/1476
KARAR TARİHİ : 23.11.2021

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “tespit (işe iade)” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Zonguldak 2. İş Mahkemesince verilen davanın usulden reddine ilişkin karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı davacı vekilinin temyizi nedeniyle Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, ilk derece mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 29.02.2016 tarihli kararı ile kesinleşen işe iade kararı sonrasında işe başlatılmak üzere davalıya başvuruda bulunduğunu, Zonguldak Devlet Hastanesinin müvekkili hakkında verdiği 03.05.2016 tarihli ve “0301 hazırlık işçiliği sanatında çalışamaz” raporu gereğince iş sözleşmesinin ikinci kez feshedildiğini, müvekkilinin 2008 yılından itibaren elektrikçi olarak çalıştığını, hazırlık işçiliği sanatında çalışmadığını ileri sürerek, geçersiz fesih sebebiyle işe iadesine, işe başlatamama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı … Taş Kömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (…/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; davanın bir aylık süre içinde açılmadığını, daha önce konusu ve tarafları aynı olan davanın karara bağlandığını, davacının müvekkili çalışanı olmadığını, rapor gereği davacının işe başlatma şartlarının oluşmadığını, tazminatların ödeneceğinin kendisine bildirildiğini, ikinci bir feshin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Zonguldak 2. İş Mahkemesinin 16.03.2017 tarihli ve 2016/867 E., 2017/136 K. sayılı kararı ile; Zonguldak 3. İş Mahkemesinin 2014/909 E. sayılı dosyasının incelenmesi sonucunda davacının eldeki davanın davacısı, davalıların ise… İnş. ve Tic. A.Ş., davanın işe iade ve tazminat talebine ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucunda davacının davalı … İnş. ve Tic. A.Ş.’deki işine iadesine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay tarafından davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu kabul edilerek davacının davalı … işyerine işine iadesine kesin olarak karar verildiğinin anlaşıldığı, işe iade kararı üzerine davacının davalıya işe iadesi başvurusunda bulunduğu, davacı hakkında verilen “0301 hazırlık işçiliği sanatında çalışamaz” raporu uyarınca davacı tarafça bu kez bu işlemin yeni bir fesih olduğu iddiası ile eldeki işe iade davasının açıldığı, taraflar arasında aynı konuda kesinleşen bir hükmün bulunduğu, davalı tarafından işe iade başvurusuna verilen cevabın ise yeni bir fesih olmadığı, işe başlatma yerine ücret ve tazminatın ödenmesi yoluna gidildiği, aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmış olması gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-i fıkrası uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
7. Zonguldak 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
8. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 04.07.2017 tarihli ve 2017/1629 E., 2017/1756 K. sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukukî değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
9. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
10. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 02.11.2017 tarihli ve 2017/42729 E., 2017/23898 sayılı kararı ile; “…Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Zonguldak 3. İş Mahkemesinin 2014/909 esas sayılı dosyası ile verilen kararın, bu dosya bakımından kesin hükmün sonuçlarını doğurup doğurmayacağı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 303/1. maddesine göre, bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
Somut olayda; davacı işçinin kesinleşen işe iade kararı üzerine davalı Kuruma işe iade için başvuruda bulunduğu ve talebi kabul edilerek işe başlatıldığı, ancak … Beden Gücü Yönergesine göre “yeraltında 0301 hazırlık işçiliği sanatında çalışamaz” şeklindeki hastane raporu gereğince işbaşı yaptırılamadığı ve işe iade kararından kaynaklı tazminat ve ücretlerin ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili, davalı Kurumca davacının “yeraltında 0301 hazırlık işçiliği sanatında çalışamaz” raporu gereğince işe başlatılmamasının yeni bir fesih işlemi olduğunu ileri sürerek somut davayı açmış ve dava devam ederken hakem hastaneden alınan rapor gereğince işbaşı yaptırıldığını, ancak sağlık raporu hatasından dolayı işe geç başlamasından kaynaklı boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Her ne kadar davanın tarafları ve konusu aynı olsa da somut dosyadaki davanın sebebi 28.09.2014 tarihli fesih değil, kesinleşen işe iade davası sonucunda işverene yapılan başvuru sonucunda hatalı rapora dayanılarak işe başlatılma işleminin iptal edildiği iddiasıdır
Bu durumda somut dava yönünden ilk davanın kesin hüküm oluşturduğundan söz edilemez. İşin esasına girilerek oluşacak sonuca göre davacının talepleri hakkında bir karar verilmelidir. Yazılı şekilde kesin hüküm sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
11. Zonguldak 2. İş Mahkemesinin 20.06.2018 tarihli ve 2018/57 E., 2018/686 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı tarafından davalı ve ihbar olunan şirket aleyhine açılan ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade davası sonucunda davacının davalı Kurumdaki işine iadesi ile işe iadenin mali sonuçlarına karar verildiği somut olayda, davacının işe başlatılma talebi sonrasında hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporu gerekçe gösterilerek davalı tarafından işe başlatılmamasının ikinci bir fesih işlemi olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre kesinleşen feshin geçersizliğinin tespiti davasında verilen hükmün eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. ÖN SORUN
14. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce dava dilekçesindeki talebin “işe iade” ile işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu eldeki davada, davanın açıldığı tarih itibariyle uygulanması gereken 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. fıkrasında yer alan “..Mahkemece verilen kararın temyizi hâlinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir” hükmü karşısında mahkemece direnme kararı verilip verilemeyeceği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE
15. Öncelikle iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğinin tespiti (feshe itiraz) davasına ilişkin açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır.
16. Feshin geçersizliği iddiası ile açılan feshe itiraz davasının konusu, feshin geçersiz olduğunun tespit edilmesi ve bunun sonucunda işçinin işe iadesinin sağlanmasıdır. Uygulamada bu davalar “işe iade davası” olarak adlandırılmaktaysa da davanın konusu işverence yapılan feshin yasaya uygun bulunup bulunmadığının tespitidir (Süzek, Sarper: İş Hukuku, 19. Baskı, İstanbul 2020, s. 617).
17. 4857 sayılı İş Kanunu’nun (İş Kanunu) 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun (İş Mahkemeleri Kanunu) 11. maddesi ile değiştirilen “Fesih bildirimine itiraz ve usulü” başlıklı 20. ve “Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları” başlıklı 21. maddeleri uyarınca iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Mahkemece yapılacak yargılama neticesinde feshin geçersiz olduğunun tespiti hâlinde, işçinin işine iadesine karar verilecektir. Ayrıca işçinin boşta geçen süre ücreti yanında işe başlatılmaması durumunda işe başlatmama tazminatının ödenmesi de söz konusu olacaktır.
18. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinin 25.10.2017 tarihli ve 30221 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanunun 11. maddesi ile değiştirilmeden önceki hâlinde ise; “İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir.” hükmü yer almaktadır.
19. Bununla birlikte, İş Kanunu’nun İş Mahkemeleri Kanunu ile değişik 20/3. fıkrasında “Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir” şeklinde düzenlenen hükmün önceki metninde “Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak düzenlemesine yer verilmiş olup, İş Mahkemeleri Kanunu’nun 38. maddesinin 1-a bendi gereği yeni düzenleme 01.01.2018 tarihinden itibaren açılan işe iade davalarında uygulanmaktadır.
20. Yapılan bu açıklamalara göre, eldeki davanın 25.05.2016 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, somut uyuşmazlıkta İş Kanunu’nun değişiklikten önceki 20/3. fıkrası dikkate alınmalıdır. Buna göre; iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ilişkin açılacak bir davanın basit yargılama usulüne göre, kısa süre içerisinde sonuçlandırılması düşüncesi, işçinin emek gelirinden olanaklar ölçüsünde çok kısa bir süre yoksun kalması ilkesinden kaynaklanmış ve bu nedenle de Yargıtay Özel Dairesince verilecek kararın kesin olması amaçlanmıştır.
21. Benzer nitelikteki düzenlemelere 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 5, 15, 24, 34, 41 ve 53. maddelerinde de yer verilirken iş hukukuna yön veren temel ilke ve düşüncelerden hareket edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.03.1985 tarihli ve 1984/9–834 E.,1985/201 K. sayılı kararında da, benzer bir konunun ele alındığı görülmüş ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun 15. maddesinde yer verilen “Yargıtay’ca… kesin karara bağlanır” hükmü ile yasa koyucunun, burada bozma kararına karşı direnme yolunu kapamayı amaçladığının vurgulandığına işaret edilmiştir.
22. Açıklanan nedenlerle, “kesin karar verme” ifadesinden, Yargıtay Özel Daire kararının kesin olduğunun amaçlandığı, bu bakımdan Özel Daire bozma kararının direnmeye konu edilemeyeceğini kabul etmek gerekir. Yasa koyucu burada açıkça, “Yargıtay’ca kesin olarak karara bağlanır” demek suretiyle, bozma kararına karşı direnme yolunu kapamış bulunmaktadır.
23. Nitekim aynı ilke, Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2015/22-920 E., 2015/2898 K.; 27.06.2018 tarihli ve 2018/22-61 E., 2018/1250 K.; 19.12.2019 tarihli ve 2019/22-655 E., 2019/1392 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
24. Bu itibarla ilk derece mahkemesince, Özel Daire bozma kararının kesin olduğu ve direnme yolunun kapalı bulunduğu gözetilerek Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
25. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerekmiştir.

V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı HMK’nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 23.11.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.