YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16436
KARAR NO : 2021/11612
KARAR TARİHİ : 24.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece verilen, tavzih talebinin reddine dair 06.03.2020 tarihli ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Tapulama çalışmaları neticesinde, … İli … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan … Mevkii 1.312 m2 alanlı taşınmaz, 35 parsel numarası ve tarla niteliğinde, 1/10 hisseyle … çocukları …, …, …, …, …, …, …, … , … ile … adına 16.02.1982 tarihinde tescil edilmiştir.
Davacı … İdaresi, … İli … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan … Mevkii 35 parsel sayılı taşınmazın 1946 tarihli orman tahdidine göre orman sınırları içinde kaldığınu ileri sürerek, davalılar …, …, …, …, …, …, …, … , … ile … adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmaza vaki müdahalenin önlenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalılardan … ’in dava tarihinden önce öldüğü fakat mirasçılarının diğer davalılar olduğu belirtilerek, davalı … yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden muris …’ın hissesini de içerecek şekilde davanın kabulü ile tapu kaydının iptaline, davalıların taşınmaza müdahalelerinin önlenmesine karar verilmiş ve bu hüküm, bir kısım davalılar vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmekle 29.02.1988 tarihinde kesinleşmiştir.
Bilahare davacı … İdaresi, 10.01.2020 tarihli dilekçesinde; davalılar aleyhine sonuçlanan tapu iptal ve tescil davasında verilen hükmün tapuda infazının yapılamadığını, dava konusu taşınmazın 1/10 ar hisselerle … evlatları …, …, …, …, …, …, … ya ve …, … adlarına kayıtlı olduğunu, mevcut tescilin terkini hususunda bir talep olabilmesi için infaz edilmemiş olan bu karar hakkında mevcut tescili bozucu kaldırıcı bir tavzih kararının alınması gerektiğininin Tapu Müdürlüğü tarafından idarelerine bildirildiğini beyanla, tavzih taleplerinin kabulü ile tapuda infazının sağlanması amacıyla hükmün tavzih talepleri doğrultusunda açıklanmasını istemiştir.
Mahkemece 06.03.2020 tarihli ek kararla, “Mahkeme kararında davalılar adına ve murisleri … adına olan tapu kaydının iptaline karar verildiği, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiği, hüküm fıkrasının açık ve anlaşılır olduğu, tavzih talebindeki “mevcut tescili bozucu kaldırıcı bir tavzih kararının alınması gerektiği” yönündeki taleple istenilenin anlaşılır olmadığı ve tavzih gerektirir bir durum bulunmadığı” gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiş ve bu ek karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nin 297. maddesine göre; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”, 305. maddesine göre de; “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.” Buna göre, hakim infaza elverişli hüküm kurmak zorundadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu taşınmazın 1/10 hisse ile … çocukları adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazda hissedarın … kızı …, diğer davalıların Hörü’nün kardeşleri olduğu, davalıların “…” adında bir kardeşlerinin bulunmadığı, keza dosyadaki tebligatların … adına tebliğe çıkartıldığı gibi …’in yargılamada vekili aracılığıyla kendisini temsil ettirdiği anlaşıldığına göre, dava dilekçesinde davalı olarak “…” yerine “…”in gösterilmiş olmasının maddi hatadan ibaret olduğu anlaşıldığından, tavzih talebinin kabulü gerekirken reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile tavzih talebinin reddine dair 06.03.2020 tarihli ek kararın HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.