YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9682
KARAR NO : 2021/11839
KARAR TARİHİ : 01.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Yargıtay bozma ilamında özetle; “usulüne uygun tahdit uygulaması ve orman araştırması yapılarak taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği taktirde taşınmazın ilk kez hangi tarihte imar planı kapsamına alındığının belirlenmesi, imar planı kapsamında ise bu tarihe kadar değilse, tapunun idare yoldan oluştuğu 2009 tarihinden önce davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı ve davacının ve murislerinin zilyetlikten edindiği taşınmazlar araştırılarak kanuni sınırlamanın aşılıp aşılmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi ” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne, 367 parsel sınırları içinde kaldığı anlaşılan ve krokide A harfi ile gösterilen 6.367,41m2 yerin köyün son parsel nosu verilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespit çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın, imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu iddiasıyla açılan tescil davası iken yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın idari yoldan Hazine adına tapusunun oluşması nedeniyle tapu iptal tescil davası haline dönüştüğü önceki bozma ilamında belirtilmiştir.
Yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile dosya kapsamından; dava konusu taşınmazın imar ve ihya edildikten sonra 1980’li yılların başından itibaren ekonomik amacına uygun zilyet edilmeye başlandığı ve dosyada bulunan 22.07.1983 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 24.02.1984 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planları kapsamında kaldığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17/son maddesi uyarınca 20 yıllık kazanma süresinin imar planına alındığı tarihe kadar dolmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17/son maddesi uyarınca 20 yıllık kazanma süresinin imar planına alındığı tarihe kadar dolmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Kabule göre de taşınmazının tapusunun dava devam ederken oluştuğu anlaşıldığına göre, mahkemece tapunun iptaline karar verilmeden tescil hükmü kurulması mükerrer tapu oluşması sonucunu doğuracağından uygun görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 01.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.